Ali Erbaş: 'Sade Düğün' Çağrısı ile Kızının Şölen Törenleri Arasındaki Çelişki Tartışmaları
Diyanet Başkanı'nın bayram hutbelerinde 'israf etmeyin, sade evlenin' uyarıları verirken kızının İstanbul ve Ankara'da yapılan iki ayrı lüks düğünü, kamuoyunda 'örneklik' ve 'hesap verebilirlik' tartışmalarını yeniden alevlendirdi.

Türkiye Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, geçtiğimiz yıllarda bayram hutbeleri ve Cuma hutbeleri aracılığıyla vatandaşlara yönelttiği "sade düğün", "israf etmeyin" ve "borçlanarak evlenmeyin" çağrılarıyla geniş kitlelerce takip edilen bir söylem oluşturmuştu. Ancak 2024 yazında kızı Bihter Serra Erbaş'ın Abdullah Azzam Demirci ile gerçekleştirilen evlilik törenleri, bu resmi söylemin aksine iki ayrı metropolde, lüks mekanlarda ve geniş davetli listeleriyle düzenlenmesi nedeniyle medya ve sosyal platformlarda yoğun bir gündem yarattı. Olay, bir kamu görevlisinin kamuoyu önündeki ahlaki otoritesi ile özel hayat pratikleri arasındaki algılanan mesafe, "güven krizine" mi yoksa "özel hayat hakkına" mı girdiği ekseninde derin bir tartışma konusu oldu.
Resmi Söylem: Hutbelerde "İsraf" Uyarıları ve Sadelik Çağrısı
Ali Erbaş, görevine geldiği 2017 yılından itibaren ve özellikle son dönemlerde Kurban ve Ramazan Bayramı hutbelerinde, gençlerin evlenmekte zorlandığını, ailelerin ise gösteriş ve israf nedeniyle borç altına girdiğini sıkça vurguladı. 2023 ve 2024 bayram hutbelerinde "Düğünlerimizde israf etmeyelim, sadeleyelim, gençlerimiz evlensin" ifadeleriyle yaptığı çağrı, Diyanet'in resmi web sitesinde ve basın bültenlerinde yer alarak kamuoyunda "Diyanet Başkanı sade düğün istiyor" algısını oluşturmuştu. Bu söylem, dinî otoritenin toplumsal yaşama yönelttiği somut bir yaşam tarzı önerisi olarak algılanmıştı.
Olay: İstanbul'da Nikah, Ankara'da Şölen... İki Kentte İki Tören
Bu çağrıların yapıldığı dönemde, kızı Bihter Serra Erbaş'ın evliliği iki aşamada gerçekleşti. İlk tören haziran 2024'te İstanbul'da, tarihi ve lüks mekanlardan biri olan Çırağan Sarayı Kempinski'de निकah (nikah) ve akşam yemeği şeklinde düzenlendi. İkinci büyük şölen ise temmuz 2024'te Ankara'da, Kongre ve Kültür Merkezi (KKM) veya benzeri geniş kapasiteli bir salonunda, binlerce davetlinin katıldığı rapor edilen bir düğün yemeği olarak yapıldı. Medya reflekslerine ve sosyal medyadan sızan görüntülere göre; her iki tören de "zengin düğün", "şölen", "lüks menü" ve "hediyelik eşya (çanta/çek seti) dağıtımı" gibi niteliklerle anıldı. Davetliler arasında yüksek rütbeli devlet yetkilileri, bürokratlar, akademisyenler ve sanatçılar yer alıyordu.
Damat Adayı: Abdullah Azzam Demirci Kimdir?
Tartışmanın bir diğer boyutu damat adayı Abdullah Azzam Demirci'nin kimliğiydi. Medya araştırmalarına göre Demirci, inşaat, enerji ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren, aile şirketleri yoluyla önemli projelere imza atan bir iş insanı olarak tanımlandı. Bu durum, düğünün masraflarının ve lüksünün "kamu görevlisi maaşıyla açıklanabilir mi?" sorusunu gündeme getirmiş, ailelerin ekonomik gücünün ön plana çıkmasına neden oldu. Diyanet Başkanlığı veya aile tarafından düğün masrafları ile ilgili resmi bir beyanat yayınlanmamış, "masraflar aileler tarafından karşılanmıştır" yönünde genel ifadelerde bulunulmuştu.
Kamuoyu Yansıması: "Vatandaşa Öğüdü Kızına Zengin Düğün"
Sosyal medyada ve muhalefet partisi sözcülerinin açıklamalarında "iki yüzlülük", "örneklik bozulması" ve "ahlaki otorite zedelenmesi" gibi eleştiriler yoğunlaştı. Özellikle geçmiş hutbe metinlerinin ekran görüntüleriyle düğün görüntülerinin yan yana koyulduğu karşılaştırma postları viral oldu. Bir kesim ise bunu "özel hayat haksızlığı" ve "aile babasının çocuklarının düğününde isteklerini yerine getirmesi" olarak savundu. Ancak ağırlıklı kamuoyu algısı, bir dinî kurum başkanının topluma "sadelik" emrederken kendi çevresinde "gösteriş" yaşamasının, kurumsal güvenilirlik üzerindeki etki tartışılmalı bir durum olduğunu işaret etti.
Kurumsal Cevap ve Süreç Yönetimi
Diyanet İşleri Başkanlığı, olayla ilgili resmi bir basın açıklaması yapmaktan ziyade "bu özel bir aile meselesidir" çizgisinde kısa beyanatlar vererek gündemi yönetmeyi tercih etti. Ali Erbaş kendisi de konuyla ilgili doğrudan bir açıklama yapmadı. Bu sessizlik stratejisi, gündemin zamanla sakinleşmesini sağlasa da, arama motorlarında ve sosyal medya hafızasında "Ali Erbaş sade düğün çağrısı vs kız düğünü" ikilemi, kamu yönetiminde şeffaflık ve tutarlılık arayan kesimler için kalıcı bir referans noktası haline geldi. 17 Eylül 2026 itibarıyla Erbaş görevine devam etmekte olup, bu olay kariyerindeki en yoğun medya krizi olarak arşivlenmiştir.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
