Bahçeli'den BM'ye tarihi çağrı: "Adalet merkezi Ankara"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, BM'nin yapısal çöküşünü vurgulayarak "Siyasi merkezi New York, adalet merkezi Ankara" diyerek küresel reform vizyonunu yeniden gündeme taşıdı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Eylül 2024'te New York'ta gerçekleşen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 79. oturumu ve ardından Ankara'da yapılan MHP Grubu toplantısında, uluslararası sistemin "adaletsizlik ve işlevsizlik" krizi derinleştiğini kaydetti. Bahçeli, "Birleşmiş Milletlerin siyasi merkezi New York ise adalet merkezi Ankara'dır" tespitiyle, Türkiye'nin sadece bir üye ülke olmanın ötesinde, küresel vicdan ve hukuk merkezi konumuna yükseldiğini vurguladı.
"Dünya Beşten Büyüktür" mirasının yeni aşaması
Bahçeli'nin bu tespiti, 2010'lardan beri Erdoğan Liderliğinde sürdürülen "Dünya Beşten Büyüktür" söyleminin, mevcut jeopolitik krizler (Gazze, Ukrayna, Suriye) ışığında bir "adalet merkezi" tezine evrildiğini gösteriyor. MHP Lideri, BM Güvenlik Konseyi'nin veto mekanizmasının mazbutluk yaratmasını, Genel Kurulu'nun ise bağlayıcı kararsızlığını eleştirerek; Türkiye'nin insani diplomasisi, mülteci politikası ve bölgesel barış girişimleriyle bu boşluğu doldurduğunu savundu.
Ankara'nın "adalet" iddiasının dayanakları
Konuşmada "adalet merkezi" unvanının retorik bir slogan olmadığı, somut verilere dayandığı vurgulandı. Türkiye'nin; BM mülteci konvansiyonuna ilk taraf olan ülke olması, dünyanın en büyük mültefi barındıran ülkesidir (yaklaşık 3,6 milyon Suriyeli), Gazze'de insani yardım koridorlarında öncü rolü, Afrika ve Asya'daki kalkınma ortaklıkları ve Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAM) İsrail'e karşı dava sürecindeki hukuki desteği bu iddianın kanıtı olarak sunuldu.
Yapısal reform için "mesuliyet duygusu" şartı
Bahçeli, BM reformunun sadece konsey üyeliği genişletmesiyle sınırlı kalmayacağını, "insanlık değerlerini, hukuku ve adaleti esas alan bir reform anlayışı" gerektirdiğini belirtti. "Mesuliyet duygusuna sahip ülkelere öncülük edebileceğimiz" ifadesiyle, Türkiye'nin Liderlik konumunu ABD, Rusya veya Çin gibi büyük güçlerin çıkarları değil, evrensel hukuk ve vicdan ekseninde tanımladı. Bu yaklaşım, Türkiye'nin "Küresel Güney"in sesi olma iddiasını da pekiştiriyor.
Uzmanlar, Bahçeli'nin bu vurgusunun, Türkiye'nin 2025-2026 dönemi BM Güvenlik Konseyi geçici üyelik adaylığı sürecine ve uzun vadeli kalıcı üyelik vizyonuna dair bir "manifest" niteliğinde olduğunu kaydediyor. New York'taki siyasi mühakemenin, Ankara'daki adalet arayışuyla dengelemesi, Türk dış politikasının önümüzdeki on yılın ana çizgisi olmaya aday.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
