Belediye Meclisleri: Seçim İradesi, Tutuklamalar ve Kayyum Gölgesi
1.397 belediye meclisi 2024 seçiminden bu yana nasıl işledi? Üsküdar'dan Boğazkale'ye tutuklama operasyonları, kayyum riski ve meclislerin işlevsizleşme tartışması.

6 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye'nin 1.397 belediyesinin (30 büyükşehir, 51 il, 922 ilçe, 394 belde) karar organı olan belediye meclileri, 31 Mart 2024 yerel seçimleriyle kuruldukları tarihten bu yana hem rutin işlevlerini hem de olağanüstü siyasi-yargısal bir stres testi yaşadılar. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 17. maddesinde "belediyenin karar organı" olarak tanımlanan meclisler; bütçe onayı, imar planları, aidat tarifeleri ve belediye başkanının denetimi gibi temel yetkileri haizdir. Ancak son iki yılda özellikle İstanbul ve çevre ilçelerde yaşanan süreçler, meclislerin işleyişini ve seçilmiş temsilcilerin statüsünü tartışma konusu etti.
Yasal çerçeve ve sayısal yapı
Meclis üye sayıları, nüfus eşiklerine göre 5393 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirlenir; 2024 seçimlerinde toplamda binlerce üye meclislere girdi. Meclis toplantıları kanunen ayda en az bir kez, belediye başkanının çağrısıyla veya üyelerin beşte birinin yazılı isteğiyle toplanır. Karar quorumu üye sayısının yarısından bir fazlası, oylama quorumu ise toplantıda bulunanların çoğunluğudur. Komisyon yapısı (plan, bütçe, zabıta, kültür vb.) meclisin hazırlık çalışmalarını yürütür.
İstanbul eksenli kriz: Üsküdar ve İBB süreci
2024 sonbaharından 2025 yazına uzanan süreçte, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve bağlı ilçe belediyeleri (özellikle Üsküdar) gündemin merkezinde yer aldı. Savcılıkların "terör örgütü üyesi" (TMK madde 314) suçlamasıyla başlattığı soruşturmalarla belediye meclisi üyeleri, belediye başkanları ve bürokratlar hakkında gözaltı ve tutuklama kararı alındı. Başlıca gelişmeler şunlardır:
- Üsküdar Belediye Meclisi'nden CHP'li üyeler hakkında tutuklama talepleri ve yerinde getirilen tutuklamalar.
- İBB bürokrasisi ve meclis üyelerini kapsayan geniş kapsamlı operasyonlarda 7 kişiye kadar tutuklama talebinin gündeme gelmesi.
- Bu süreçte CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik'in, "Bu yöntem, kaybedenlerin yöntemidir" ifadesiyle seçim iradesi ile yargısal müdahale dengesizliğini eleştirmesi.
Bu operasyonlar, meclislerin toplantı quorumunu kurma güçlüğü, grup toplantılarının güvenlik gerekçesiyle ertelenmesi ve bütçe onayı gibi zorunlu gündem maddelerinin gecikmesi riskini yarattı. Yargıtay ve İstinaf mahkemelerinin tutuklamalar üzerine verdiği kararlardaki tutarsızlıklar, hukukçular arasında "seçilmiş kişinin görevden alınması/esası bozulması" tartışmasını alevlendirdi.
Rutinleşme çabası: Boğazkale örneği
Krizin yaşandığı metropolelerin aksine, Anadolu'nun birçok ilçesinde meclisler rutin işleyişlerini sürdürdü. Çorum'un Boğazkale ilçesinde Eylül ayı normal toplantısı (kanunen meclisler yılın on iki ayı toplanmak zorundadır) gündem maddeleri (bütçe performans raporları, imar değişiklikleri, sosyal tesis ücretleri) ile tamamlandı. Bu tablo, yerel yönetimlerin bir kısmında "iş başında" görüntüsünün, bir kısmında ise siyasi-krize hapsolduğunu gösteren çift hızlı bir yapıyı ortaya koyuyor.
Kayyum atama riski ve 5393 sayılı Kanun'un 32. maddesi
Belediye başkanının veya meclis üyelerinin toplu tutuklanması durumunda devreye giren "kayyum" (müdir) atama yetkisi, Kanun'un 32. maddesinde İçişleri Bakanlığı'na verilmiştir. Geçmişte Diyarbakır, Van, Mardin, Hakkâri gibi illerde (2016-2019 aralığı) bu yetki kullanılmış, seçilmiş yönetimler yerine kayyum atanmıştı. 2024-2026 sürecinde Üsküdar ve İBB için bu risk gündemde tutuldu ancak merkezi yönetim, "yargı süreci beklenmeli" çizgisinde kalmaya çalıştı. Hukukçular, kayyum atamasının Anayasa'nın 67. maddesindeki "seçimle gelme ilkesi" ile uyuşmazlığı ve AYM'ın ilgili precedent kararlarını hatırlatıyor.
Kurumsal denge arayışı ve öngörü
İçişleri Bakanlığı ve YSK, meclislerin boşalan koltukları için yeniden seçim (tamamlama seçimi) mi yoksa yedek liste üyesinin gelmesi mi gibi prosedürel süreçleri yönetti. Anayasa Mahkemesi (AYM) ise "seçim iradesinin etkisiz hale getirilmemesi" ilkesi çerçevesinde bireysel başvurularda hak ihlali bulduğu kararlarda, tutukluluk süresinin makul süreyi aşmaması ve görevden alınma kararı verilmemesi yönünde standartlar çizerken; 2026 sonbaharı için temel soru işaretleri şunlar:
- Devam eden İBB/Üsküdar davalarının yargılama aşamasına geçmesi ve hükümlerin meclis 구성una etkisi.
- 5393 sayılı Kanun'da meclis işleyişini garanti altına alacak (örneğin; üye sayısı azaldığında quorum düşürme, uzaktan toplantı yasal dayanağı) संभावित düzenlemeler.
- Parti kapatma davaları riski altındaki partilerin (özellikle DEM Parti ve CHP) grup disiplini ve meclis içi ittifak stratejileri.
Kısacası, belediye meclisleri artık sadece hizmet kararı alan organlardan öte; seçim iradesi, yargısal denetim ve merkezi siyaset arasındaki çekişmenin de sahnesi haline geldi. Vatandaş için bu, yerel hizmetlerin (su, kanalizasyon, zımmarı, toplu taşıma) kesintisizliği anlamına geliyor; siyasetçiler için ise 2029 seçimlerine giden yolu şekillendiren bir sınav.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
