Belediye Meclisleri: Yargı Operasyonları ile Rutin Hizmet Arasındaki Dar Yol
İBB ve Üsküdar'da meclis üyelerine yönelik tutuklama dalgaları sürerken Boğazkale'de rutin toplantı yapıldı; yerel demokrasinin işleyişi ve 2029 seçim etkileri tartışılıyor.

6 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye'nin yerel yönetim landskapı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Üsküdar Belediyesi'ne odaklanan yargı süreçleri ile Anadolu'nun çeşitli kentlerinde sorunsuz devam eden rutin meclis faaliyetleri arasında keskin bir kontrast sunuyor. Belediye meclileri, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 17. maddesiyle çizilmiş yetki ve görev alanlarında; bir yandan bütçe, imar ve hizmet kararı alırken,他方 yargı denetimi ve siyasi tartışmaların odağı haline geliyor.
İmmunite Kaldırma ve Tutuklama Süreci Nasıl İşliyor?
Son dönemde gündemi işgal eden İBB soruşturması ve Üsküdar Belediye Meclisi üyelerine yönelik operasyonler, belediye meclisi üyesinin statüsünü ve immunitesini yeniden tartışmaya itti. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 130. maddesi ve Belediye Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca; meclis üyeleri, görevlerine dair işledikleri suçlarda Meclis'in izinleriyle, görevleri dışındaki suçlarda ise yetkili makamların kararıyla kovuşturulabilir. İstanbul Başsavcılığı'nın yürüttüğü "terör örgütü üyeliği" ve "yolsuzluk" kapsamlı soruşturmalarında, CHP'li Üsküdar Belediye Meclisi üyelerinin gözaltına alınıp tutuklanması süreci, bu yasal çerçevenin pratiğe dökülmesinin en somut örneği olarak kaydedildi.
CHP Üsküdar Belediye Başkanı Özgür Çelik, süreci "kaybedenlerin yöntemi" olarak niteleyerek, seçim öncesi dönemde meclis üyelerinin işlevsiz hale getirilmesine yönelik siyasi bir irade olduğunu iddia etti. Resmi açıklamalarda ise "yargı bağımsızlığı" ve "kanun öznelliği" vurgusu yapıldığı belirtiliyor.
Boğazkale'den Gelen 'Normalleşme' Sinyali
Bu gergin tablonun ötesinde, Çorum'un Boğazkale ilçesinde Eylül ayı meclis toplantısı gündem maddeleri (ımar planı değişiklikleri, zımmet ve satış kararı, bütçe performans raporu) ile tamamlandı. Boğazkale Belediye Başkanı ve meclis üyeleri, toplantı tutanaklarında herhangi bir yargı müdahalesi veya siyasi gerginlik olmadan, kanunen öngörülen hizmet ve denetim işlevlerinin yerine getirildiğini kaydetti. Bu durum, yerel yönetimlerin büyük metropol soruşturmalarından etkilenmeksizin, temel hizmet sorumluluklarını sürdürdüğünü gösteriyor.
2029 Seçim Takvimi ve Aday Seçim Stratejileri
Yerel seçimlere yaklaşık 2,5 yıl kala (29 Mart 2029), partilerin meclis üye aday belirleme kriterleri değişiyor. Hukukçular ve siyaset bilimcileri, "soruşturma riski" faktörünün aday listelerinde ön planda tutulduğunu, bu durumun deneyimli kadroların meclise girmesini engelleyebileceğini kaydediyor. Yargı süreçlerinin "seçim öncesi" etiketiyle anılmasının, 2024 seçimlerini kastettiği gibi, erken genel seçim spekülasyonları için de birer referans noktası oluştuğu değerlendiriliyor.
Uzman Görüşü: Meclis İşlevselliği Risk Altında mı?
Anayasa Hukuku akademisyenleri, meclis üyelerinin sıklıkla gözaltına alınıp tutuklanmasının, meclisin sayısal nitelikte karar alabilirlik (korum) sağlayabilmesini zorlaştırdığını, bu durumun belediye başkanlarının tekelci yönetim tarzını güçlendirebileceğini uyarıyor. Meclislerin denetim organı kimliğinin, yargı baskısı altındaki üyelerde zayıflama gösterdiği, bu boşluğun bürokrasi tarafından doldurulduğu tespit ediliyor.
Özetle; belediye meclisleri bugün, yargı denetiminin yoğunlaştığı metropol kentlerde "siyasi mücadele alanına" dönüşürken, rutin idari süreçlerin işlediği ilçelerde "hizmet üretim mekanizması" işlevini sürdürüyor. Bu ikilem, 2029 yerel seçimlerine giden yolda partilerin stratejilerini ve vatandaşın yerel demokrasiye güvenini belirleyecek kritik bir dinamik olarak öne çıkıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
