HaberGo
Dünya

BM'den İşgal Yerleşimleri Raporu: 11 Ülkeden 214 Şirket 'Kara Listede'

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerle ilişiği nedeniyle 214 şirketi tanımladı; bankacılık, inşaat ve teknoloji sektörleri öne çıkıyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk104 okunma
BM'den İşgal Yerleşimleri Raporu: 11 Ülkeden 214 Şirket 'Kara Listede'
BM'den İşgal Yerleşimleri Raporu: 11 Ülkeden 214 Şirket 'Kara Listede'

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), işgal altındaki Batı Şeria'da, Doğu Kudüs'te ve Golan Tepeleri'nde faaliyet gösteren İsrail yerleşimleriyle doğrudan veya dolaylı ilişki içinde bulunan işletmelerin güncellenmiş veritabanını yayımladı. Raporda, 11 farklı ülkeye kayıtlı toplam 214 şirketin bu yerleşimlerin sürdürülmesine, genişletilmesine veya onlardan ekonomik fayda sağlamasına katkıda bulunduğu belirtildi.

Veritabanı nasıl güncellendi, hangi kriterler işledi?

BM İnsan Hakları Konseyi'nin 2016 yılında alınan 31/36 sayılı karar doğrultusunda oluşturulan ve Şubat 2020'de ilk kez yayımlanan bu veritabanı, "İş ve İnsan Hakları" ilkeleri çerçevesinde şirketlerin "yapısal etkilerini" ölçüyor. Güncelleme sürecinde OHCHR, şirketlerden aldığı yazılı cevapları, açık kaynak istihbaratını ve sivil toplum raporlarını çaprazlayarak listeyi 214 entiteye genişletti. 2020'deki ilk listede 112 şirket yer alıyordu.

Hangi sektörler ve ülkeler öne çıkıyor?

Listede yer alan şirketler; inşaat ve altyapı, bankacılık ve finans, emlak, telekomünikasyon, teknoloji, güvenlik ve denetim sistemleri serta tarım sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Ülke dağılımına baktığında İsrail'in yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, Tayland, Kıbrıs, Kayman Adaları ve Kuveyt kayıtlı firmaların yer aldığı görülüyor. Raporda bankaların yerleşimlere kredi vermesi, inşaat firmalarının konut inşa etmesi ve teknoloji şirketlerinin denetim altyapısı sağlaması "yardım ve teşvik" unsuru olarak değerlendirildi.

Yasal çerçeve ve olası sonuçlar

BM Uzmanları, bu veritabanının yasal bir "kara liste" veya yaptırım listesi olmadığını, ancak şirketlerin "iyileştirme" (remediation) yükümlülüklerini tetikleyen bir uyarı mekanizması olduğunu vurguluyor. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi ve Roma Statüsü'ne göre yerleşimler savaş suçu niteliğinde sayıldığı için, bu şirketlerle ilişki sürdüren yatırımcılar ve devletler uluslararası hukuktan dolayı "yardım ve abet" (suça yardım) riskiyle karşı karşıya kalabilir. Avrupa Birliği'nin Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Yönergesi (CSRD) ve Almanya'daki Tedarik Zinciri Yasası (LkSG) gibi mevzuatlar da bu listeyi risk analizlerine dahil ediyor.

Tepkiler: İsrail "siyasi bir araç", Filistin "mükellefiyet aracı" diyor

İsrail Dışişleri Bakanlığı, raporu "siyasi bir araç" olarak nitelendirerek, BM'nin tarafsızlığını sorgulayan ve listeyi "antisemitizm"le eşanlamlı kılan bir açıklama yayınladı. Buna karşın Filistin Otoritesi ve Filistin Sivil Toplumu, listenin uluslararası hukukun gerektirdiği mükellefiyeti hatırlatan somut bir adım olduğunu, şirketlerin bu bölgelerden çekilmesi için baskı oluşturacağını kaydetti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, "İşletmelerin insan hakları risklerini belirlemesi, önlemesi ve hesap vermesi bir lüks değil, yasal bir zorunluluktur" mesajını verdi.

Uzmanlar, listenin finans piyasalarında anında bir satış dalgasına neden olmasa da, sürdürülebilirlik fonları (ESG) ve uluslararası sigorta/rişkedanışmanlık şirketleri tarafından portföy risk değerlendirmelerinde "kırmızı bayrak" olarak işaretleneceğini öngörüyor. Önümüzdeki dönemde listeden çıkma talepleri (delisting) ve OHCHR'ın bu taleplere vereceği cevaplar gündemdeki bir sonraki kırılma noktası olacak.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi