Cevdet Yılmaz'ın üç kritik sinyali: OVP rotası, seçim takvimi ve silahsızlanma çerçevesi
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ekonominin 3 yıllık rotasını çizerken erken seçim spekülasyonlarını yasal çerçeveye oturttu ve MGK kararıyla terörle mücadelede yeni bir yasal fazı sinyallerdi.

6 Eylül 2026 tarihinde Ankara'da gündemin merkezinde yer alan Cevdet Yılmaz, son günlerde yaptığı ardışık açıklamalarla ekonomi, siyaset ve güvenlik eksenlerinde yönetimin yol haritasını netleştirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve ekonomi koordinatörü Yılmaz, hem Saray'dan gelen seçim tarihi sorgulamasına hem de bu hafta açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) hazırlıklarına odaklanarak, piyasa ve kamuoyu beklentilerini yönetmeye yönelik kapsamlı bir mesajlar paketi sundu.
Ekonomide 3 yıllık rotanın son kesiti
Yılmaz'ın en yoğun çalıştığı dosya, bu hafta Resmi Gazete'de yayımlanacak 2027-2029 Orta Vadeli Programı. Program, enflasyonun tek hanelere indirimi, cari açığın yapısal olarak denge altına alınması ve reel büyümenin sürdürülebilir bir seviyeye oturtulması üzerine kurgulandı. Maliye ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı ekipleriyle hafta sonu boyunca yürütülen son görüşmelerde, 2026 yılı sonu enflasyon tahmininin gerileme riskine karşılık 2027 hedeflerinin "kararlı ve inandırıcı" tutulduğu, büyüme hedefinin ise talep yanlı değil, ihracat ve yatırım odaklı bir rebalans stratejisiyle belirlendiği anlaşıldı. Yılmaz, "Programımızın ana iskeleti değişmez; istikrar, öngörülebilirlik ve kural tabanlı yönetim" diyerek piyasaları yatıştırıcı bir ton benimsedi.
Seçim takvimi: Anayasa saatini durdurmuyor
Saray çevrelerinden gelen "seçim ne zaman" sorgusuna Yılmaz, Anayasa'nın 116. maddesi çerçevesinde net bir cevap verdi. Mevcut takvime göre genel seçimler Haziran 2028'de yapılacak. Erken seçim gündeminin, 360 milletvekili oyu ya da Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'nın 116. maddesi uyarınca—Meclis onayuyla—karar verme yetkisiyle mümkün olduğunu hatırlatan Yılmaz, "Ancak gündemimiz bu değil; gündemimiz reformlar ve istikrar" diyerek spekülasyonları kapattı. Bu açıklama, son haftalarda muhalefet blokları ve medya bir kesiminde yoğunlaşan "erken seçim balonunu" resmi olarak boşalttı.
MGK kararı ve yargının yeni rolü
Geçen hafta toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının kararı, terörle mücadelede stratejik bir kırılma işaret ediyor. Karar metninde "Silahların bırakıldığı anda yargı süreci devreye girecek" ifadesinin yer alması, sürecin artık sadece güvenlik operasyonları değil, yasal ve hukuki bir zemine taşındığını gösteriyor. Yılmaz bu bağlamda, "Silah bırakma çağrısı yapılıyor, bu çağrı cevaplandığında yargı mekanizmaları işleyecek" diyerek, olası bir "Silahsızlanma Yasası" veya "İade-i İtibar" türü yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceğine kapı araladı. Bu yaklaşım, sürecin DEM Parti ve İmralı kanalıyla yürütülmesi halinde, yasal geçişin nasıl yönetileceğine dair ilk resmi sinyallerden biri olarak okundu.
Koordinatörlükten yönetim mimarliğine
Bu üç dosyanın (OVP, seçim takvimi, terör süreci) tek bir isim tarafından, aynı hafta içinde, hem teknik hem de politik dille yönetilmesi, Cevdet Yılmaz'ın Cumhurbaşkanı Yardımcılığı kurumunda ne denli merkezi bir koordinasyon rolü oynadığını kanıtlıyor. Eski Maliye Bakanı kimliğiyle ekonominin "mühendisi", siyasetin "dengesi" ve güvenliğin "hukukçusu" olarak aynı anda hareket edebilmesi, 2028'e giden yolda yönetimin risk yönetimi stratejisinin de bir yansıması. Piyasa oyuncuları ve diplomatik gözlemciler, Yılmaz'ın bu çift taraflı (hem reformist hem statükocu dengeleyici) dilini, gelecek dönemde Türkiye'nin iç ve dış dengelerinin anahtar değişkeni olarak takip ediyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
