HaberGo
Yaşam

Dağ göllerine 57 yılda 9 milyon balık: Yerel türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

1915-1972 yılları arasında balıksız dağ göllerine bırakılan 9 milyondan fazla alabalık, yerel amfibi ve invertebrat popülasyonlarını çökertmiş; bilim insanları ekosistemdeki kalıcı hasarı ortaya koydu.

HMHaber Merkezi
· 1 dk106 okunma
Dağ göllerine 57 yılda 9 milyon balık: Yerel türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Dağ göllerine 57 yılda 9 milyon balık: Yerel türler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Türkiye'nin yüksek dağ göllerindeki biyolojik çeşitliliğin tarihi bir yıkım süreci geçirdiği, bilimsel verilerle kanıtlandı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi araştırmacıları tarafından uluslararası bir dergede yayımlanan çalışma, 1915 ile 1972 yılları arasında resmi kurumlar tarafından bu göllere 9 milyondan fazla yabancı alabalık (Oncorhynchus mykiss ve Salmo trutta) bırakıldığını belgeledi.

Balıksız göllere müdahale nasıl başladı?

Çalışmaya göre, Osmanlı Devleti son dönemlerinden Cumhuriyet'in kuruluş yıllarına kadar uzanan süreçte, "balıksız" doğal durumundaki yüksek irtifalı göller, balıkçılık potansiyeli yaratılmak amacıyla stoklama alanlarına dönüştürülmüştü. Arşiv belgeleri incelenerek hesaplanan rakam, bu 57 yıllık sürecin toplamında 9.147.000 civarında balık yavrusunun serbest bırakıldığını gösteriyor. Bu müdahale, doğal olarak balık bulunmayan ve bu nedenle amfibi türlerinin (kırbağalar, salamandralar) ve büyükekmek hayvanlarının (invertebratlar) evrimsel olarak korunduğu izole ekosistemleri aniden bir yırtıcı baskısıyla karşı karşıya bıraktı.

Yerel türler neden kayboldu?

Araştırma ekibi, tarihi stoklama kayıtları ile günümüzde yapılan sahte alan çalışmalarını kıyaslayarak, balık bırakımı yapılan göllerde yerel kırbağ türleri (örneğin Anadolu kırbağası - Rana macrocnemis) ve su salamandralarının (Mertensiella caucasica) popülasyonlarının %90'ın üzerinde azaldığını, hatta bazı göllerde tamamen yok olduğunu tespit etti. Bilim insanları, bu çöküşün ana nedeninin; balıkların kırbağa yumurtalarını ve larvalarını tüketmesi, aynı besin kaynağı (zooplankton, benthik invertebratlar) için yarışması ve yaşam alanını daraltması olduğunu vurguluyor. "Bu göller milyonlarca yıl balıksız evrildi; yerel türlerin bu yırtıcıya karşı hiçbir savunma mekanizmaları yoktu," diye konuyan araştırmacılar, hasarın geri dönümsüz olabileceğini kaydediyor.

Günümüzde ne durumda?

Çalışma kapsamında incelenen 60'ın üzerinde dağ gölünden elde edilen veriler, balık stoklamasının durdurulduğu halde, yerel türlerin doğal geri dönüşünün çok yavaş ve bazen imkansız olduğunu ortaya koyuyor. Bazı göllerde balık popülasyonları doğal yollarla (taşkınlar, kuşlar) sürdürülürken, koruma statüsüne alınan alanlarda bile "göl temizliği" (balık eradikasyonu) girişimlerinin maliyetli ve zorlu olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, kalan korunaklı göllere kesinlikle balık bırakılmaması ve hasar gören ekosistemlerde aktif restorasyon (yeniden canlandırma) programlarının acil başlatılmasını öneriyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi