HaberGo
Ekonomi

Dr. Gil Feiler: Çok Uluslu Şirketler 30 Yıldır Körfez'i Yanlış Anlıyor

Dr. Gil Feiler, çok uluslu şirketlerin neredeyse 30 yıldır Körfez pazarlarını nasıl yanlış okuduğunu ve stratejik hataları sürdürdüğünü ortaya koyuyor.

HMHaber Merkezi
· 1 dk97 okunma
Dr. Gil Feiler: Çok Uluslu Şirketler 30 Yıldır Körfez'i Yanlış Anlıyor
Dr. Gil Feiler: Çok Uluslu Şirketler 30 Yıldır Körfez'i Yanlış Anlıyor

Ünlü stratejist ve akademisyen Dr. Gil Feiler, neredeyse 30 yıl önce başlayan bir araştırma sürecini güncel bir perspektifle ele alarak, çok uluslu şirketlerin Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesi, özellikle Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri hakkındaki temel yanılgılarının değişmediğini savunuyor. Feiler'ın analizine göre, global devler bölgeyi hala sadece bir "petrol kuyusu" veya "hızlı kazanç pazarı" gözüyle görmeye devam ediyor.

Petrolden Sonraki Dönüşümde Gözden Kaçan Detaylar

Feiler, 90'lı yılların başında yaptığı çalışmada çok uluslu şirketlerin stratejilerinin "petrol geliriyle finanse edilen altyapı projeleri" odaklı olduğunu tespit etmiştirdi. Bugün GCC ülkeleri (Özellikle Suudi Arabistan, BAE ve Katar) "Vizyon 2030" gibi devasa çeşitlendirme programlarıyla ekonomilerini petrolden ayırmaya çalışıyor. Ancak Feiler'a göre, yabancı şirketlerin çoğu bu yapısal değişimi hâlâ "yeni ihale fırsatları" olarak algılıyor; oysa bölge artık teknoloji transferi, yerli yetenek geliştirme (Saudization/Emiratization) ve uzun vadeli ortaklık arayışı içinde.

Yerel İş Kültürü ve Rejim Güvencesi Yanılgısı

Analizde dikkat çeken ikinci kritik nokta, şirketlerin "devlet garantisi" algısına olan bağımlılığı. Feiler, çok uluslu şirketlerin yerel bürokrasiyi, karar alma mekanizmasını ve aile şirketleri dinamiklerini anlamak yerine, sadece yüksek düzeyli siyasi ilişkilere (wasta) güvenerek piyasa payı korumaya çalıştıklarını belirtiyor. Bu yaklaşım, bölgedeki yeni nesil teknokrat bürokrasinin ve özel sektörün yükselişiyle artık riskli hale gelmiş durumda.

Yeni Rekabet: Doğu ve Güneyden Gelen Oyuncular

Feiler, batılı şirketlerin en büyük kör noktasının, rekabetteki değişimi görmemesi olduğunu vurguluyor. Çin, Hindistan ve Güney Kore kökenli şirketler, batılılar gibi "danışmanlık satıp gitmek" yerine, yerli üretim tesisleri kurarak, finansman sağlayarak ve iş gücü yetiştirerek "ekosistem ortağı" olma stratejisini izliyor. Batılı çok uluslu şirketler bu geçişi kaçırırsa, Körfez pazarlarında marjinal bir konuma itilecekleri uyarılıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi