Eylül'de Enflasyon Beklentileri Yükseldi, TCMB Kararı ve Katılım Bankacılığı Rekor Kırdı
TCMB anketinde yıl sonu enflasyon tahminleri arttı; 25 Eylül PPK toplantısı öncesi reel faiz odaklanması sürerken, katılım bankaları varlık büyüklüğünde 200 milyar TL eşiğini aşarak sektör payını %9'a çekti.

12 Eylül 2026 Cumartesi günü Türkiye ekonomisi, enflasyon bekentilerindeki hafif bir sapmanın ve bankacılık sistemindeki yapısal bir kırılmanın aynı gün gündeme gelmesiyle şekilleniyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Eylül Ayı Beklenti Anketi'ne göre yıl sonu tüketici fiyat enflasyonu ortalama tahmini bir önceki anket göre artış gösterirken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BRSA) verileri katılım bankacılığı varlıklarının ilk kez 200 milyar TL üstüne çıktığını, sektördeki payın %9 bandına yaklaştığını gösteriyor. Gelecek perşembe 25 Eylül'de yapılacak Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı, bu iki dinamik arasındaki dengeyi test edecek kritik bir nokta olarak izleniyor.
Beklenti Anketi: Ancajleme Sürecindeki 'Yapışkanlık' Riski
TCMB'nin dün yayımladığı Eylül anketinde, 12 ay öne ilişkin tüketici fiyat enflasyonu beklentisi piyasa katılımcıları tarafından yukarı revize edildi. Bu gelişme, Ağustos ayı TÜFE verilerinde (3 Eylül'de açıklandı) görülen hizmetler enflasyonundaki direncin ve TL'nin geçen hafta yaşadığı değer kaybının beklentilere yansıması olarak değerlendiriliyor. Anketin en dikkat çekici bulgusu, reel faiz beklentilerinin hâlâ pozitif bölgede seyretmesi ancak enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü bias (sapma) nedeniyle merkezi bankanın "veri bağımlı, toplantı bazlı" yaklaşımının erken gevşeme riskine karşı koruma kalkanı olduğunu hatırlatmasıdır. Uzmanlar, merkez bankasının enflasyon raporu öncesi son toplantısında (Eylül PPK) faiz oranını mevcut seviyede tutarak "sıkı duruş" mesajını koruyacağını, ancak yıl sonu enflasyon gerçekleşiminin hedef bandın üst limitine (yıl başı programında %24-25 bandı öngörülüyordu) yakın kalması durumunda Ekim-Aralık penceresinde kademeli indirime geçebileceğini öngörüyor.
Katılım Bankacılığı: 200 Milyar TL Varlık ve %9 Payı ile Yapısal Kırılım
BRSA'nın Ağustos dönemi aylık bültenine (yayın tarihi Eylül primi) göre katılım bankalarının toplam varlık büyüklüğü, yıl başına göre nominal olarak %40'ı bulan bir büyümeyle 200 milyar TL eşiğini aştı. Bu performans, sistemdeki toplam banka varlıkları içindeki payını %8.5'ten %9.0 seviyelerine taşıdı. Büyümenin motoru; faizsiz finansman modelinin, yüksek reel faiz ortamında TL'den FX'e (özellikle Dolar ve Euro) kaçışta doğal bir koruma sağlaması oldu. Katılım hesapları (mevduat alternatifi) stoğu, KKM (TL Korumalı Mevduat) hesabından çıkan fonların bir kısmını çekerken, kira sertifikaları ve sukuk ihraçları ile kaynak tarafını çeşitlendirdi. Katılım Bankaları Birliği (TKBB) verilerine göre 2026 yılı ilk sekiz ayda sukuk ve kira sertifikası ihraç hacmi rekor kırdı; bu da bankaların merkezi banka pencerelerine (gece penceresi, 1 hafta repo) bağımlılığını azaltan, likidite yönetimini güçlendiren bir yapısal değişim sinyali veriyor.
Vergi Eşitliği Paketleri ve Rekabet Dengesi
Katılım bankacılığı büyümesinin arkasında, 2025 son çeyreğinde yürürlüğe giren ve 2026'da tam etkisini gösteren "vergi eşitliği" düzenlemeleri yatıyor. Katılım bankalarının kaynak maliyetini artıran KKDF (Kaynak Kullanım Destekleme Fonu) ve BSMV (Bankacılık ve Sigorta İşlemleri Vergisi) uygulamalarındaki eşitleme, kira sertifikalarında KDV muafiyeti gibi düzenlemeler, ikili bankacılık yapısındaki (faizli/katılım) rekabeti maliyet ekseninde dengeledi. Bu durum, katılım bankalarının kredi portföylerini (özellikle SME ve ticari kredilerde) büyütmesine olanak tanıdı; ancak analistler, hızlı büyümenin NPL (kötüleşmiş alacaklar) oranları ve likidite tamponları üzerindeki baskısını yakından takip etmesi gerektiğini vurguluyor.
Dış Dengeler ve Rezerv Yeterliliği
Enflasyon ve bankacılık dinamiklerinin yanında, cari işlemler dengesinin finansman yapısı da Eylül gündeminin ayrılmaz parçası. TCMB haftalık raporuna (9 Eylül tarihlisi) göre net uluslararası rezervler (SWAP'lar hariç) yıl başına göre artış trendini koruyor. Cari açığın, net hata ve eksikler kalemi hariç, doğrudan yabancı yatırım ve uzun vadeli borçlanma ile finanse edilmesi, dış şoklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 2026 borçlanma stratejisinde yerli tasarrufun dış borçlanmaya tercih edilmesi (yurt içi tahvil/senet ihraçları), TL likiditesinin sterilizasyonunu desteklerken, yabancı portföy yatırımcısının yerli borçlanma araçlarına (TL denominated bonds) ilgisi, reel faiz pozitifliği süresince sürdürülebilir görünüyor.
İleri Gidecek Olanlar: Ekim Verisi ve 2027 Programı
Piyasa odaklanması artık 3 Kasım Pazartesi açıklanacak Ekim ayı enflasyon verisine ve Ocak 2027'de yayımlanacak IV. Çeyrek Enflasyon Raporu'na kaydı. TCMB'nin 2027 yılı için öngörüleceği enflasyon hedefi (piyasa konsensüsü %15-17 bandında) ve buna uygun para politikası çerçevesi, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının (Moody's, S&P, Fitch) yıl sonu not gözden geçirmelerindeki "görüş" (outlook) kararlarını belirleyecek. Katılım bankacılığı tarafında ise son çeyrekte beklenen yeni sukuk ihraçları ve Hazine'nin katılım bankaları aracılığıyla sağlayacağı kaynaklar, sektör payının %10 psikolojik eşiğini test edebilecek. Özetle; 12 Eylül 2026, enflasyon bekentilerinin hâlâ hassas olduğu, faiz indirimi için "güvenli liman" arandığı ve katılım bankacılığı'nın finansal derinleşmede artık göz ardı edilemez bir aktör haline geldiği bir dönüşüm noktasını işaret ediyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
