Gezi Davaşı Beraatı ve Aziz Oruç Dosyası: 'Freispruch' Sürecinin 2026 Güncel Analizi
Gezi Parkı davasında 2024'te verilen beraat kararı Yargıtay'da, gazeteci Aziz Oruç dosyasında ise ceva talebi gündemde. İki dosyanın 'beraat' (Freispruch) arayışındaki hukuki tablo ve beklenen süreç.

14 Eylül 2026 itibarıyla Türkiye gündeminin en kritik yargı süreçlerinden ikisi — Gezi Parkı davası ve gazeteci Aziz Oruç davası — "Freispruch" (beraat) kavramı etrafında farklı evrelerde seyrediyor. Almanca hukuk terminolojisinden giren "Freispruch" kelimesi, Türk medyasında son dönemde bu iki dosyanın ortak paydasını ifade etmek için sıklıkla kullanılıyor.
Gezi Davaşı: Beraat Kararı Yargıtay'ın Kontrolünde
25 Nisan 2024'te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen ve Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ile Çiğdem Mater Utku'yu kapsayan beraat kararı, savcının itirazıyla Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne gelmişti. Resmi süreç bilgilerine göre Yargıtay, bozma ya da onama kararı için dosya incelemesini sürdürüyor. Eğer Yargıtay beraatı onaylarsa, 2018'den beri süren tutukluluk/denetim altındaki süreç nihai olarak sona erer; bozarak dosyayı yeniden yargılamaya gönderirse süreç yıllar uzayabilir. Can Atalay'ın TBMM üyelik sürecindeki hakkaniyet davaları da bu kararın sonucuna bağlı olarak şekilleniyor.
Aziz Oruç Dosyasında Ceza İstemi ve Savunma
Bağımsız gazeteci Aziz Oruç'a yönelik soruşturma ise farklı bir tabloda. İddianamede Oruç'un sosyal medya paylaşımları ve röportajları kapsamında "toplumu nefret ve düşmanlığa tahrik" ile "yolsuzluğun işlenmesine teşvik" suçlamaları yer alıyor. Savcılık, son duruşmada hapis cezası istemiyle beraat (Freispruch) talebini reddetti. Savunma ise ifade özgürlüğü çerçevesinde yargılanmasının, suç unsuru oluşturmadığını vurguluyor. Mahkeme, yazılı savunma ve dosya incelemesi sonrası karar için süre tanıdı.
İki Dosya, Ortak Hukuki Sorun: "Beraat" Standartları
Hukukçular, her iki dosyada da Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ışığında "şüphe yararı" ilkesinin nasıl uygulandığına dikkat çekiyor. Gezi davasında AYM'ın "yargılanma hakkı ihlali" bulması beraat zeminini hazırlarken, Aziz Oruç dosyasında AİHM'in "Vedat Şorlı" ve benzeri kararlarında çizdiği ifade özgürlüğü sınırları referans alınıyor. "Freispruch" kavramı, bu iki sürecin kaderini belirleyecek nitelikteki delil değerlendirmesi ve yasama iradesi ile yargı denetimi dengesinin sınanması anlamına geliyor.
Önümüzdeki Süreçte Ne Olacak?
- Gezi Davaşı: Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin kararı (onama/bozma) her an açıklanabilir. Bozma durumunda dosya İstanbul'a geri döner.
- Aziz Oruç: Mahkeme kararını açıklayacak. Hüküm ceza olursa temyiz, beraat olursa savcı itirazı gündeme gelecek.
- Uluslararası Boyut: Her iki dosya da AİHM'de bağımsız başvurular konusu; Strasbourg'dan gelebilecek kararlar iç hukukta yeniden yargılama (İYD) yollarını açabilir.
Her iki sürecin de ortak paydası, Türk ceza hukukunda "beraat" kararı almanın ne kadar zorlu bir mücadele gerektirdiğini ve bu mücadelenin sadece sanıklar için değil, yargının bağımsızlığı için de bir test olduğunu gösteriyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
