HaberGo
Gündem

Gizlice alınan ses kaydı mahkemede delil olur mu? Yargıtay'ın çizgisi belli oldu

Özel hayat ihlali suçunu teşkil eden gizli kayıtlar, hukukta "yasaklı delil" mi? Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi'nin adil yargılanma hakkı ile gizlilik dengesindeki son kararı ne anlama geliyor?

HMHaber Merkezi
· 2 dk66 okunma
Gizlice alınan ses kaydı mahkemede delil olur mu? Yargıtay'ın çizgisi belli oldu
Gizlice alınan ses kaydı mahkemede delil olur mu? Yargıtay'ın çizgisi belli oldu

Avukat Arda Yasin Alpaslan, müvekkillerinin en sık sorduğu soruların başında "gizlice aldığım ses kaydı mahkemede delil sayılır mı" geliyor diyor. Cevap, sadece evet veya hayır değil; hangi mahkemede, hangi uyuşmazlık için ve kayıt nasıl alındığına göre şekilleniyor.

Suç mu, delil mi? İkisi birden olabiliyor

Türk Ceza Kanunu'n (TCK) 132. maddesi, izin olmaksızın kişiler arası iletişimin kaydedilmesini "özgürlüğe saldırı" olarak tanımlıyor ve hapis cezası öngörüyor. Yani kaydı alan kişi cezai sorumluluk altına giriyor. Ancak hukukta "yasa dışı delil" kavramı, ceza ve medeni usulde farklı işliyor.

Medeni davalarda: Hak kanıtı için "son çare" kuralı

Medeni Usul Kanunu (HMK) 189. madde ve Yargıtay'ın kararlı içtihatına göre; bir tarafın hakkını kanıtlamak için başka bir yol kalmadığında ve kayıt o hakkaniyet için zorunlu olduğunda, mahkemeler bu kayıtları delil olarak kabul edebiliyor. Burada "mükellefiyet" kavramı devreye giriyor: Kayıt, alacaklıyı korumak için alınmış mı, yoksa sadece diğer tarafı tuzağa düşürmek için mi? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4567 E. 2021/1234 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi; kayıt "adalet ahlakına aykırı" bir amaçla alınmamışsa ve orantılıysa delillik kazanıyor.

Ceza davalarında: Kesin yasak, istisnasız dışlama

Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 206/ç maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 2015 yılındaki kararlı içtihatı (Olgun v. Türkiye) uyarınca; yasa dışı yollarla elde edilen deliller ceza davasında esas olarak değerlendirilemez. Anayasa Mahkemesi, gizli kayıtların kullanımının "adil yargılanma hakkı"nı (Anayasa Md. 36) sarsabileceğini, dolayısıyla bu delillerin dosyadan arındırılmasını emrediyor. Pratikte bu, bir hırsızlık veya tehdit davasında kurbanın gizlice kaydettiği sesin, sanığı cezalandırmak için kullanılamayacağı, hatta kaydedenin kendisi TCK 132'den yargılanacağı anlamına geliyor.

İş ve aile hukukunda nasıl uygulanıyor?

İş davalarında işverenin işçiyi, işçinin de işvereni gizlice kaydetmesi sık görülüyor. Yargıtay 9. ve 22. Daireleri, işçinin maaş tekerrürünü kanıtlamak için aldığı kayıtları "tek kanıt yolu" olduğu için kabul ediyor; ancak işverenin işçiyi şantajlamak amacıyla aldığı kayıtları reddediyor. Boşanma davalarında ise şiddet veya aldatma iddialarındaki kayıtlar, çocukların lehine veya mağdurun korunması için "orantılı" bulunursa delil olabiliyor.

Özetle; gizli kayıt sizi cezaya çarptırır, medeni davanızı kurtarabilir ama ceza davasını bozar. Her kayıt "sihirli delil" değil; mahkeme, kaydın amacını, alış yöntemini ve uyuşmazlıktaki ağırlığını tartıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi