HaberGo
Dünya

Hutiler'de ortak düşman Suudi-İsrail ittifakını neden engelliyor?

İsrail askeri "öncü saldırıya karşı" uyardı, Netanyahu'nun seçim hesapları ve Riyad'ın askeri zayıflığı ortak harekatı bloke ediyor.

HMHaber Merkezi
· 3 dk80 okunma
Hutiler'de ortak düşman Suudi-İsrail ittifakını neden engelliyor?
Hutiler'de ortak düşman Suudi-İsrail ittifakını neden engelliyor?

Yemen'deki Huti milislerinin Suudi Arabistan'a yönelik drone ve füze saldırılarını artırması, Bab el-Mendep Boğazı'ndaki stratejik adaların kontrolünün ele geçirilmesi ve Suudi petrol hatlarının hedef alınması, Riyad'ı askeri ve diplomatik bir köşeye sıkıştırıyor. Suudi Arabistan, ortak bir tehdit algısıyla İsrail'den istihbarat ve askeri destek talep ederken, Tel Aviv'de güvenlik bürokrasisi ve siyasi liderlik bu teklifi "seçim merkezi" bir kriz yönetimi çerçevesinde değerlendiriyor.

İsrail askeri: "Öncü saldırı değil, siyasi ittifak"

İsrail'in en yetkili gazetelerinden Haaretz'in askerî ve güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, İsrail Savunma Kuvvetleri (TSK) yönetimi, siyasi etkileşim grubuna Hutiler'e yönelik öncü bir askerî operasyonun şu an için stratejik bir hata olacağını bildirdi. Askerî kurum, Huti tehdidinin sadece İsrail'i değil, uluslararası ticaret rotalarını ve küresel ekonomiyi hedef aldığını vurgulayarak, tek başına bir askerî cevap yerine, ABD'nin de içinde bulunduğu geniş bir uluslararası ve bölgesel ittifakın kurulmasına odaklanılmasını önerdi. Güvenlik kurumu, Hutilerin gücünün roket veya drone envanterinde değil, çatışma cephelerini genişletme ve deniz ticaretini felç etme yeteneğinde yattığını tespit ediyor.

CENTCOM aracılığıyla istihbarat paylaşımı gündemde

Bu arada Walla gazetesinin diplomat kaynaklarına dayandırdığı bilgiye göre, ABD Orta Komutanlığı (CENTCOM) aracılığıyla Suudi Arabistan ve İsrail arasında dolaylı istihbarat paylaşımı ve koordinasyon görüşmeleri gerçekleşti. Son haftalarda Hutilerin Suudi petrol pomp istasyonlarını hedef alması, sınır yakınlarındaki bir cami ve sivil yapıları vurması ile stratejik Cehennem Adaları (Zuqar vb.)'nı kontrol altına alarak Bab el-Mendep Boğazı'ndan Suudi gemilerinin geçişini engellemesi, Riyad'ın aciliyetini artırdı. Suudi Lideri Muhammed bin Selman, CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper ile Cidde'de görüşerek ABD'den daha somut bir koruma taahhüdü istedi ancak Washington'dan beklenen net bir "evet" gelmedi.

Neden işbirliği sağlanamıyor? "Seçim merkezi" ve Suudi zayıflığı

Üniversite araştırmacısı Dr. Brandon Friedman, Jerusalem Post'a yaptığı açıklamada, mantıksal bir Suudi-İsrail askerî işbirliğinin (iki ülkenin de "ortak düşman"la mücadele etmesi) neden bloke olduğunu iki ana unsura bağladı: İsrail'de her dış politika kararı şu an Knesset seçimleri prizmasından okunuyor. Netanyahu hükümeti, Suudi'ye vereceği herhangi bir askerî desteği seçimsal bir malzeme olarak "açıkça" kullanmak isterken, Riyad bu işbirliğinin "sessizce", arka planda kalmasını istiyor; aksi takdirde İran ve bölgedeki itibar zarar görebilir.

Friedman, Suudi Arabistan'ın 2026 Global Firepower endeksinde 145 ülke arasında 25. sıradaki askeri gücünün, son 15 yılda ABD'ye aşırı bağımlılık sonucu "özgün askerî yetenek" açısından neredeyse boşaldığını, bu yüzden 2015'ten beri sürdüğü Yemen Savaşı'nda istediği sonucu alamadığını vurguladı. Bir zamanlar yedek olabilecek BAE de ise Suudi ile rekabet içinde olduğu için destek vermedi.

Mekke Anlaşması'nın boşluğu ve İran kartı

ABD ve İsrail kapılarının aralanması üzerine Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın imzaladığı "Mekke Anlaşması"nı devreye soktu. Ancak Pakistan, Afganistan sınırındaki Taliban mücadelesiyle meşgul olduğu için asker göndermekten, Türkiye de Yemen savaşına doğrudan askerî müdahale etmekten çekindi; her iki ülke de 8 Eylül'deki beyanın ötesine geçmedi. Bu boşlukta Friedman, Riyad'ın son çare olarak İran ile "uzlaşı" arayışına gireceğini, hatta bu sürecin zaten startedığını öne sürüyor. İran, Hutileri tahrik ederek Suudi'yi Baskı altına almakla kalmıyor, Öman aracılığıyla Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ile yürüttüğü Hormuz Boğazı geçiş ücretleri müzakerelerini de Bab el-Mendep krizine bağlayarak çok boyutlu bir lehçelik oluşturuyor.

Sonuç olarak; ABD'nin Çin ile zirve ve ara seçimler gündemiyle bölgedeki bir savaş genişlemesini istememesi, Körfey'in birleşik bir cevap verememesi ve İsrail'in iç politikası, Suudi Arabistan'ı Huti tehdidi karşısında askeri olarak yetersiz, diplomatik olarak ise yalnız bırakıyor. Bölge analistleri, bu denge bozulmadığı sürece Riyad'ın "boğulma" riskinin artacağını kaydediyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi