ITUC 2026 Raporu: Türkiye İşçi Haklarında En Kötü 10 Ülkede
Uluslararası Çalışanlar Konfederasyonu'nun (ITUC) 2026 raporu, Türkiye'nin işçi hakları ihlalleriyle dünyanın en kötü 10 ülkesi arasındaki yerini koruduğunu ortaya koydu.

Uluslararası Çalışanlar Konfederasyonu (ITUC) tarafından yayınlanan 2026 Küresel Haklar Endeksi, dünya genelindeki çalışma standartlarını ve hak ihlallerini mercek altına aldı. Raporun en çarpıcı sonuçlarından biri, Türkiye'nin işçi haklarının ihlali konusunda dünyanın en kötü 10 ülkesi listesinde yer almaya devam etmesi oldu. Türkiye; Myanmar, Belarus ve Mısır gibi ülkelerle birlikte, sendikal hakların kısıtlandığı ve işçi güvenliğinin risk altında olduğu ülkeler kategorisinde değerlendirildi.
'Milyarderlerin Darbesi' ve Küresel Gerileme
ITUC raporunda, dünya genelinde işçi haklarının sistematik bir baskı altında olduğu ve bu durumun "milyarderlerin darbesi" olarak tanımlanan ekonomik bir kuşatma ile desteklendiği vurgulandı. Rapora göre, küresel ölçekte grev hakkının %87'lik bir kesimde ihlal edildiği, toplu sözleşme haklarının ise %80 oranında kısıtlandığı belirtiliyor. Bu durumun sadece otoriter rejimlerde değil, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri gibi yerleşik demokrasilerde bile bir gerileme şeklinde görüldüğü kaydedildi.
Türkiye'de Kronikleşen Hak İhlalleri
Türkiye'deki mevcut tabloyu değerlendiren DİSK, ülkenin 2018-2026 dönemini kapsayan tüm rapor edisyonlarında en kötü 10 ülke arasında yer almasının, hak ihlallerinin yapısal ve kalıcı bir hal aldığını gösterdiğini açıkladı. Özellikle sendikasızlaştırma politikaları, grev yasakları ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde karşılaşılan engeller, Türkiye'nin uluslararası standartların altında kalmasının temel nedenleri olarak gösteriliyor.
Demokrasi ve Çalışma Hakları İlişkisi
Analizler, demokratik standartlardaki gerileme ile işçi haklarının kaybı arasında doğrudan bir korelasyon olduğunu ortaya koyuyor. İşçi haklarının korunduğu ülkelerde toplumsal refahın arttığı, ancak Türkiye gibi endeksin alt sıralarında yer alan ülkelerde ekonomik baskıların doğrudan çalışanların ücret ve güvenlik haklarına yansıdığı belirtiliyor. Bu durum, sadece sosyal bir sorun değil, aynı zamanda uluslararası çalışma standartlarını belirleyen ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) kriterleri açısından da ciddi bir risk teşkil ediyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
