Köyden Mülkiye'ye, Bürokrasiden Romanın İçine: Şerafettin Yıldız'ın Edebiyat Yolculuğu
Yozgat'ın Alemdar köyünden başlayıp Ankara Üniversitesi Mülkiye Fakültesi'nden geçen, Sosyal Güvenlik Denetmenliği göreviyle devletin kalbine kadar uzanan bir hayatın nasıl öyküye, romana dönüştüğünü anlatan Şerafettin Yıldız'ın edebiyat profili.

Yozgat'ın Sorgun ilçesine bağlı Alemdar köyünde doğup büyümenin, ardından Ankara Üniversitesi Mülkiye Fakültesi'ni bitirip devlet memurluğuna adım atmanın getirdiği çift kimlik, Şerafettin Yıldız'ın edebiyatının en belirleyici özelliği haline geldi. Yıllardır Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Denetmeni olarak çalışan Yıldız, bürokrasinin katmanları arasında kalan insanın hikayelerini, köyün ve şehrin kırılma anlarını roman ve öyküleriyle belge ediyor.
Memuriyetin ve Yazarlığın Kesişim Noktası
"Denetmenlik, bana toplumun arka sahnesini, resmi kayıtların anlatmadığı acıları ve umutları gösterdi," diyen Yıldız, mesleki deneyimini edebi birikimine hamur gibi yoğurduğunu ifade ediyor. 2000'li yılların başında yayına başlayan yazar, ilk kitabı "Karanlıkta Işık" öykü kitabıyla (2005) edebiyat çevrelerinin dikkatini çekmiş, ardından "Yalnızlık Paylaşılmaz" (2010) ve "Sessiz Çığlık" (2014) romanlarıyla kendi sesini güçlendirmişti.
Köye Dönüş: "Alemdar" ve Kimlik Arayışı
Yazarın 2019 yılında Doğan Kitap'tan yayımlanan "Alemdar" adlı romanı, kendi kökenlerine yapılan bir edebi seyahat olarak okundu. Kitap, köyden şehre göçün yarattığı yaraları, geleneklerin modernlikle çarpışmasını ve bireyin bu çatlakta nasıl bir kimlik inşa ettiğini işliyordu. Roman, o yılın en çok konuşulan eserleri arasında yer almış ve Yıldız'ı "köy edebiyatının yeni sesi" konumuna itmişti.
Gerçekçilik ve Dil Özgünlüğü
Eleştirmenler Yıldız'ın dili hakkında, "belleğin ve unutmanın dili" diyor. Yazar, bürokratik dilin soğukluğunu edebi dilin sıcaklığıyla harmanlayarak benzersiz bir anlatım tonu yakalıyor. Konuları genellikle sıradan insanların iç dünyaları, toplumsal adaletsizlikler ve zamanın insana yazdığı trajikomiklikler etrafında dönüyor. "Edebiyat bir lüks değil, hayatta kalma mücadelesidir" diyen Yıldız, yazmayı bir görev olarak tanımlıyor.
Bugün hem denetmenlik görevini sürdürürken hem de yeni roman projeleri üzerinde çalışan Şerafettin Yıldız, Türk edebiyatında "memur yazar" geleneğinin (Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Ümit, Rıfat Ilgaz çizgisinde) modern ve samimi bir temsilcisi olarak yerini almaya devam ediyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
