Kuzey Anadolu Fayı'ndaki sismik boşluk: Marmara'ya 'büyük deprem' riski ve hazırlık tablosu
Bilim insanları Marmara segmentinde 30 yıl içinde %60-70 olasılıkla büyüklük 7'yi aşan bir deprem bekliyor; riskli yapı stoku hâlâ milyonlarca, kentsel dönüşüm hedefleri ise geride kalıyor.

Kuzey Anadolu Fayı (KAF) Marmara segmenti, Türkiye'nin en yoğun nüfuslu ve sanayileşmiş bölgesini tehdit eden tek bir sismik gerçeklik olarak bilim dünyasının gündeminin başında kalmaya devam ediyor. 5 Ekim 2026 itibarıyla AFAD, Kandilli Rasathanesi ve İTÜ Jeofizik Mühendisliği Bölümü gibi kurumsal bilim kurullarının ortak vurgu yaptığı nokta şudur: 1999 İzmit ve Düzce depremleriyle kırılan fay segmentlerinin doğusunda kalan Marmara Denizi altındaki segment, son büyük kırılma (1766) üzerinden 260 yıl geçmesine rağmen hâlâ "kilitli" durumda ve birikmiş gerilimi serbest bırakmak üzere.
Fay mekaniğindeki 'boşluk' ne anlatıyor?
Kuzey Anadolu Fayı, Karadeniz'in doğu sahillerinden başlayıp Ege Denizi'ne kadar uzanan yaklaşık 1500 kilometrelik bir transform fay sistemidir. Bilim insanlarına göre fay, batıdan doğuya doğru "zipper" (fermuar) mantığıyla kırılmaktadır. 1939 Erzincan depreminden başlayan bu zincirleme kırılma serisi, 1999 Gölcük ve Düzce depremleriyle Marmara'nın batı ve orta kısımlarını kırdı. Ancak İstanbul'un güneyinden geçen Marmara segmenti (Özellikle Princes Adaları ve Silivri segmentleri) bu zincirleme kırılmanın son halkası olarak bekliyor. Kandilli Rasathanesi verilerine göre bu segmentte birikmiş sismik moment, moment büyüklüğü 7.0 ile 7.6 arasında bir ana şok potansiyeli barındırıyor.
Yapı stokundaki acil tablo ve kentsel dönüşüm hızı
Riskin boyutunu belirleyen ikinci kritik değişken, depreme dayanıksız yapı stokudur. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile AFAD'ın ortak çalışmalarıyla hazırlanan "Türkiye Deprem Risk Haritası" güncellemelerine göre, Marmara bölgesinde (İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Sakarya, Tekirdağ, Balıkesir) deprem yönetmeliği öncesi (1999 öncesi) yapılmış ve henüz güçlendirilmemiş/yenilenmemiş konut sayısı hâlâ milyonlarca birim seviyesinde seyredeiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) verilerine göre şehrde "taşıma dayanımı yetersiz" sınıflandırılan binaların sayısı, kentsel dönüşüm ihalesi sürecinin yavaşlığı ve mülkiyet karmaşaları nedeniyle hedeflenen yıllık yenileme hızının çok altında kalıyor. Uzmanlar, "Yapı sağlığı taramasının sadece 'riskli' olarak etiketlenmesi yetmiyor; finansman modeli çözülmeden fiziki müdahale başlatılamıyor" uyarısında bulunuyor.
Kurumsal planlar: Lojistik, toplama alanları ve erken uyarı
AFAD'ın 2025-2029 Stratejik Planı kapsamında hazırlanan "Marmara Depremi Müdahale Planı" taslağı, deprem anından itibaren ilk 72 saatin hayati önemi vurguluyor. Planın belkemiği; İstanbul'un 39 ilçesine yayılmış yaklaşık 400'a yakın acil toplama alanı ve bu alanlara lojistik destek hattı kuracak ana depo bölgelerinin (Hadımköy, Arnavutköy, Pendik, Tuzla vb.) önceden belirlenmesi. Ayrıca Kandilli Rasathanesi'nin geliştirdiği ve AFAD'ın dağıttığı "Erken Uyarı Sistemi" (EEW), P dalgası algılandığında S dalgası gelmeden önce saniyeler içinde uyarı yayabilme kapasitesine sahip. Ancak sistemin etkinliği, sismik istasyon yoğunluğuna ve halka uyarı iletim kanallarının (cep telefonu broadcast, trafik panoları, sirens) entegrasyon kalitesine bağlı. Son testlerde İstanbul merkezli senaryolarda uyarı süresi 5-10 saniye aralığında gerçekleştirilebildiği rapor edildi.
Sigorta penetrasyonu ve bireysel hazırlık boşluğu
Doğal Afet Sigortası Kurumu (DASK) verilerine göre Marmara bölgesindeki konutlarda zorunlu deprem sigortası (DASK) kapsama oranı, riskin yüksekliği karşısında hâlâ %50-55 bandında seyredeyor. Bu durum, olası bir deprem sonrası milyar dolarlık ekonomik kaybın büyük kısmının kamuya ve vatandaşın kendi kaynağına yükleneceği anlamına geliyor. Bilim insanları ve sivil toplum kuruluşları, kurumsal hazırlıkların ötesinde bireysel hazırlığın "deprem çantası" cliche'sinden çıkıp; aile içi iletişim planı, gaz/elektrik/su vanalarının nerede biliniyor olması, hasar tespiti için fotoğraf/video çekme prosedürü ve yanında bulunması gereken ilaç/kimlik/kopyalar gibi operasyonel detaylara odaklanması gerektiğini vurguluyor.
Özetle; Marmara depremi "olur mu?" sorusundan "ne zaman, nasıl etkiler?" sorusuna evrilmiş durumda. Bilimsel olasılıklar, yapı stoku gerçeği ve kentsel dönüşüm hızı arasındaki çelişki, riski yönetilebilir kılmak için çok aktörlü (devlet, belediye, özel sektör, vatandaş) ve zamanla yarışan bir süreç gerektiriyor. Uzmanların ortak sözü: "Depremi önleyemeyiz ama depremin yarattığı felaketi, bugün atacağımız adımlarla azaltabiliriz."
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
