Nakliye maliyetleri 2026'da enflasyonu tetikliyor: Yakıt 90 TL'de, sektör "dayanamaz" uyarısı
Motorin 90 TL'yi aşırken nakliye maliyetleri yılın ilk sekiz ayında iki haneli artış kaydetti. Yakıt, kur ve personel giderleri ÜFE'ye 12-14 puanlık ağırlıkla basıyor, tüketici fiyatlarına dolaylı yansıyor.

Türkiye'de lojistik sektörü, 2026 yılında nakliye maliyetlerindeki kesintisiz artışla mücadele ediyor. 5 Eylül 2026 itibarıyla motorin pompa fiyatları 90 TL psikolojik eşiğini kırmışken, sektör temsilcileri yakıt, kur ve personel giderlerinin birleşik etkisinin yılın ilk sekiz ayında nakliye maliyet endeksini iki haneli yüzde oranlarda yukarı ittiğini kaydediyor. Bu tablo, Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) içindeki nakliye alt grubunun ağırlıklı katkısıyla enflasyonun yapısal bileşenlerini zorluyor.
Yakıt faturası maliyetin neredeyse yarısını oluşturuyor
Nakliye operasyonlarında maliyet kalemlerinin başında gelen motorin ve motorin fiyatları, global Brent petrol seyri ve TL'nin reel değer kaybıyla yıl içinde sürekli güncellendi. EPDK verilerine göre rafineri çıkış fiyatları ile pompa fiyatları arası marj yapısı da sektörün "yakıt kayması formüllerini" (fuel surcharge) tetiklemeye yetmediği için, özellikle sözleşmeli taşımacılıkta kâr marjları eriyordu. Spot piyasada ise günlük teklif fiyatları, yakıt artışlarının hemen ertesi günü yansıtılıyor. Sektörde yakıt payı toplam maliyetin %35-40 bandında seyrederken, son çeyrekteki ivme bu oranı daha da yukarı çekiyor.
Şoför açığı ve yeşil dönüşüm yeni maliyet katmanları yaratıyor
Yakıtın ötesinde, 5828 sayılı Kanun ve AETR düzenlemeleri çerçevesinde çalışma/istirahat sürelerinin katı denetimine tabi tutulması, flotasyon verimliliğini düşürürken şoför kıtlığı ücret baskısını tırmanıyor. Asgari ücret ve işçi ücreti zammı ile sigorta primleri, personel giderini yıl başına göre belirgin artırdı. Buna ek olarak, Euro 6 motor standartlarına uyum ve elektrikli/hidrojenli araç filoya entegrasyonu için yapılan yatırımlar (yeşil dönüşüm), KÖ'lerin nakdi akışlarını zorlayan ek bir kalem olarak öne çıkıyor. Lastik, yağ ve yedek parça ithal maliyetleri de kur baskısıyla çift katlı etki yaratıyor.
ÜFE ve TÜFE'ye yansıma: Dolaylı etki doğrudan baskıya dönüşüyor
TÜİK verilerine göre nakliye alt grubu ÜFE'de yaklaşık %12-14'lük bir ağırlık taşıyor. Yılın ilk döneminde bu alt grubun endeks artışı, genel ÜFE artışını üstünde seyretti. Daha kritik olanı, nakliye maliyetlerindeki artışın gıda, tekstil, kimya ve dayanıklı tüketim malları gibi alt sektörlerin lojistik girdi maliyetlerine yansımasıyla TÜFE'ye "ikinci tur" etkisi yapması. E-ticaret hacminin artışıyla "son kilometre" teslimat maliyetleri perakende kargo ücret tablolarında ve dolayısıyla tüketici faturasında görünür hale geliyor.
Multimodal denge ve ihracat rekabetçiliği riske giriyor
Yollar taşımacılığındaki maliyet patlaması, demiryolu ve kabotaj denizcilik alternatiflerini gündeme getiriyor. Ancak altyapı yetersizlikleri, bağlantı süreleri ve son kilometre erişim sorunları multimodal geçişi sınırlı tutuyor. Mersin, İskenderun, Kapıkule ve Gürbulak gibi stratejik koridorlarda bekleme süreleri ve yolların fiziki koşulları operasyonel maliyete ek yükleniyor. Bu tablo, AB pazarlarına ihracat yapan firmaların birim maliyetlerini artırarak rekabet gücünü zayıflatıyor.
Sektörden çağrı: "Vergi ve marj yapısı yeniden gözden geçirilmeli"
UTIKAD, TÜNDİD ve BÜSAD gibi önde gelen dernekler, akaryakıt vergilemesinin (OTV/KDV) nakliye sektörü için özel indirim veya ertelenme mekanizması oluşturulmasını, OTV'nin sabit tutulmasını ve rafineri/dağıtıcı marjlarının şeffaflaştırılmasını talep ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na iletilen raporlarda, mevcut maliyet yapısının sürdürülebilir olmadığı, aksi takdirde flotasyon daralmasının (TIR sayısının azalması) arz yanlı enflasyonu tetikleyeceği vurgulanıyor. 2027'ye girerken, kur dalgalanmaları ve küresel petrol fiyatları ana risk faktörü olarak izlenmeye devam edecek.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
