Netanyahu BM Genel Kurulu'nda: New York'ta binlerce protesto, Gazze ve Lübnan gölgesinde
İsrail Başbakanı Netanyahu BM'de konuşurken New York sokakları 'Gazze katliamı dursun' çağrılarıyla doldu. ICC tutuklama kararı ve ABD'nin diplomatik kalkanı gündemdeki en kritik unsurlardan.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 81. oturumu için New York'ta bulunduğu bu hafta, kentin farklı noktalarında binlerce insanın katıldığı protestolarla karşılandı. Başbakanın BM binasında yaptığı konuşma sırasında, dışarıda toplanan kalabalıklar "Gazze katliamı dursun", "Netanyahu savaş suçu işledi" ve "Filistin özgür olsun" sloganı vererek İsrail'in Gazze ve Lübnan operasyonlarını protesto etti.
Protestoların ardındaki dinamikler: Gazze, Lübnan ve ICC kararı
New York Polisi'nin yaptığı resmi açıklamaya göre, protestolar BM binası çevresinde ve Times Square'da yoğunlaştı. Organizatörler katılan sayısının on binleri bulduğunu, polis ise güvenlik gerekçeleriyle daha düşük rakamlar verdiğini belirtti. Protestolara Filistinli hakları örgütleri, Yahudi anti-siyonist gruplar, sendikalar ve ABD'de yaşayan Arap kökenli vatandaşlar katıldı. Bu yılki protestoların ayırıcı özelliği, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan'ın Kasım 2024'te Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant için "savaş suçları ve insanlık suçları" iddiasıyla tutuklama kararı istemesiydi. Mahkeme hâlâ bu başvuru üzerinde karar vermemiş olsa da, tutuklama riski Netanyahu'nun seyahat planlarını ve diplomatik manevra alanını daraltıyor.
Netanyahu'nun gündemi: "Zafer" retoriği ve İran tehdidi
BM Genel Kurulu podyumuna çıktığında Netanyahu, Gazze'deki operasyonun "son aşamada" olduğunu, Hamas'ın askeri yapısının yıkıldığını ve Kuzey Gazze'ye dönüşün başladığını öne sürdü. Lübnan operasyonu hakkında "Hizbullah'ı sınırdan itmek için gerekeni yapmaya devam edeceğiz" dedi. İran'a yönelik tehdit dili de dozajını korudu: "İran ve vekilleri İsrail'e karşı birleşirse, cevapımız kesin ve yıkıcı olacak." Konuşmada "İki devlet çözümü" ifadesi geçmedi; bunun yerine "Güvenlik ve zafer" vurgusu yapıldı. Bu tavır, uluslararası toplumun durdurma çağrılarıyla İsrail hükümetinin askerî hedefleri arasındaki çatlakları bir kez daha ortaya koydu.
ABD'nin "demir kalkanı" ve diplomatik çatışma
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Netanyahu ile yaptığı görüşmede "sivil koruma" ve "insani yardım girişi" konularında ısrarlı olduğunu, ancak İsrail'in "kendini savunma hakkı"nı tekrar vurguladı. Beyaz Sarayı'ndan yapılan açıklamada, ICC'nin yetkisi konusunda Washington'ın "tanımadığı" ve İsrail'i koruyacak veto gücünün Güvenlik Konseyi'nde kullanılmaya devam edileceği hatırlatıldı. Bu tutum, ABD iç politikasında da yarım kaldı: Demokratik Parti'nin progresif kanadı yönetimin "sınırsız destek" politikasını eleştirirken, Cumhuriyetçi liderlik İsrail'e tam destek vurgusu yapıyor. Kasım 2026 ara seçimlerini öncesi bu çizgi, Biden yönetiminin halefi olacak adayların Filistin politikasında netleşmesini zorluyor.
Hafta içinde beklenen diğer gelişmeler
Netanyahu bu hafta içinde ABD Başkanı Joe Biden ile Beyaz Sarayı'da görüşecek. Görüşmenin odak noktası Gazze'de barış girişimlerinin canlandırılması, rehineler takası ve Lübnan'da askeri operasyonun sınırlandırılması olacak. Ayrıca Cuma günü Filistin Otoritesi Başkanı Mahmud Abbas da Genel Kurulu'nda konuşacak. Abbas, ICC kararı uygulaması, Filistin'in tam üye devletliği ve Gazze'de İsrail askeri varlığının sona erdirilmesi taleplerini tekrarlayacak. BM Güvenlik Konseyi'de hafta sonuna doğru Gazze ateşkesi tasarısı gündeme gelebilir; ancak ABD'nin veto tarihi, herhangi bir bağlayıcı kararın alınmasını zorlaştırıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
