HaberGo
Dünya

Netanyahu'nun Dört Cepheli Krizi: Yargı, Savaş, Diplomasi ve Sokak Protestoları

Yargılanması yeniden başlarken Gazze'de tahliye emirleri, Katar'ı 'düşman devlet' ilan etmesi ve ABD ile gerginlikler Netanyahu'nun siyasi varlığını test ediyor.

HMHaber Merkezi
· 3 dk54 okunma
Netanyahu'nun Dört Cepheli Krizi: Yargı, Savaş, Diplomasi ve Sokak Protestoları
Netanyahu'nun Dört Cepheli Krizi: Yargı, Savaş, Diplomasi ve Sokak Protestoları

Benjamin Netanyahu, İsrail'in en uzun süre başbakanlığını yapan lideri, Eylül 2026 itibarıyla askeri, yasal, diplomatik ve iç politik alanlarda eşzamanlı kırıldığı dört büyük cepheyle boğuşuyor. Yerel mahkemede sürdürülen yolsuzluk davasının yeniden başlaması, Gazze'de sürmekte olan operasyonların yeni bir boyut kazanması, Katar ile diplomatık krizin zirveye tırmanması ve ABD yönetimiyle Gazze planları üzerindeki derin uyuşmazlıklar, Netanyahu'nun 17 aydır süren savaş yönetimini ve siyasi hayatta kalmasını en zorlu sınava tabi tutuyor.

Yargı Süreci: 'Dava 1000, 2000 ve 4000' Yeniden Gündemde

Yerushalayim Mahkeme Merkezi'nde adli tatilin ardından bu hafta yeniden başlayan durağın, Netanyahu'nun haftada üç gün şahsen katıldığı tanık dinlemeleriyle devam etti. Başbakan, 'Dava 1000' (hediye skandalı), 'Dava 2000' (Yedioth Ahronoth sahibi Arnon Mozes ile medya anlaşması) ve 'Dava 4000' (Bezeq telekom şirketi ile düzenleme karşılığı olumlu haber kapsamı) numaralı dosyalarda hırsızlık, dolandırıcılık ve güven ihaneti suçlamalarıyla yargılanıyor. Savcılık, Netanyahu'nun medya organları üzerinden kamuoyunu manipüle ettiğini ve özel çıkarlar için resmi yetkisini kullandığını idia ediyor. Savunma ekibi ise davanın 'siyasi bir av' olduğunu, tanık ifadelerinin güvenilirliğini sorguluyor. Mahkeme kararı, Netanyahu'nun siyasi geleceğini doğrudan belirleyecek en kritik değişkenlerden biri olarak görülüyor.

Gazce Operasyonları ve Tahliye Emirleri

Askeri cephede, IDF (İsrail Savunma Kuvvetleri) son haftalarda Gazze'nin kuzey ve güney bölgelerinde yoğunlaştırdığı operasyonlarda sivil toplumun büyük kısımlarını kapsayan yeni tahliye emirleri yayınladı. Resmi açıklamalarda 'Hamas'ın askeri altyapısını dağıtmak' ve 'rehberlik kadrosunu ele geçirmek' hedefleri öne sürülse de, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları tahliye emirlerinin onbinlerce sivili güvenli bölge sayılmayan alanlara ittiğini, insani krizin derinleştiğini kaydediyor. Netanyahu, 'Toplam zafer' hedefini tekrarlarken, rehber aileleri ve muhalefet partileri 'askeri baskının rehber serbestiliğini getirmediğini' savunarak hâlâ geçerli bir anlaşıma ulaşılmadığı için protesto eylemlerini sürdürüyor.

Katar Krizisi: 'Düşman Devlet' İlanı ve Medya Savaşı

Dış politikada en çarpıcı gelişme, Netanyahu'nun Katar'ı resmi olarak 'düşman devlet' ilan etmesiydi. Başbakan, Doha'nın Hamas liderlerine barındırma sağladığını, gazetecileri hedef aldığını ve İran'ın bölgesel etkisini güçlendirdiğini iddia ederek bu kararı gerekçelendirdi. Katar, suçlamaları 'temelsiz' bulduğunu, hem Hamas ile müzakerelerde aracı rolünün hem de Gazze'ye insani yardımların sağlanmasında kritik bir aktör olduğunu vurguladı. Bu kriz, Mısır ve ABD'nin aracılığıyla sürdürülen ateşkes müzakerelerine gölge düşürürken, bölgedeki hassas dengeleri sarsma riski taşıyor. Uzmanlar, bu ilanın iç politikada 'güçlü lider' imajını pekiştirme çabası olarak da yorumluyor.

Trump Planı ve Washington ile Gerginlikler

ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'yi 'Orta Doğu'nun Rivierası'na dönüştürme ve Filistinlilerin kalıcı yerleştirilmesi içeren planı, Netanyahu hükümeti içinde derin çatlaklar yarattı. Beyaz Saray'ın plan üzerinde 'İsrail işbirliği içinde ilerliyor' iddiasına karşın, İsrailli yetkili kaynaklar planın 'gerçekçi olmadığını' ve 'güvenlik riskleri oluşturduğunu' belirterek resmi onay vermeyi reddetti. Netanyahu, planı kamusal alanda tamamen reddetmekten çekinirken, koalisyon ortağı Ulusal Güvenlik Bakanı Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Smotrich gibi sağ kanat figürleri planı 'tarihsel bir fırsat' olarak övüyor. Bu tablo, Netanyahu'nun ABD ile stratejik ittifakını koruma ile sağ kanat tabanını tatmin etme çabası arasındaki dengeyi zorlaştırıyor.

Sokakta Artan Baskı: Tel Aviv'den Yerushalayim'e Protestolar

İç politikada, her cumartesi akşamı Tel Aviv'in Kaplan Caddesi'nde ve Yerushalayim'de toplanan binlerce protestocu, Netanyahu'nun istifa ve erken seçim talep ediyor. Protestocular, hükümetin 'rehberleri geri getirme konusunda isteksizliğini', yargı reformu girişimlerinin 'demokratik dengeyi bozduğunu' ve savaş yönetiminin 'stratejik bir hedefsizlik içinde seyrettiğini' öne sürüyor. Anketlerde Netanyahu'nun Likud Partisi'nin oy kaybettiği, muhalefet bloklarının (Evet Atid, Milliyetçi Kamp) önüne geçtiği görülse de, mevcut koalisyonun parlamenter çoğunluğunu koruması erken seçim ihtimalini düşük tutuyor. Ancak yargı sürecinin hızlanması veya bir askeri başarısızlık, bu dengenin bozulmasını tetikleyebilir.

Uluslararası Yargı Gölgesi: ICC ve ICJ

Netanyahu'nun yasal sorunları İsrail sınırlarıyla sınırlı kalmıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan, Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant için 'savaş suçları ve insanlıkla karşı suçlar' iddiasıyla tutuklama talepnamesi sürecini sürdürüyor. Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) ise Güney Afrika'nın dava ettiği 'soyırım sözleşmesi ihlali' davasında ara kararlarla İsrail'e insani yardımların sağlanmasını ve askeri operasyonların kısıtlanmasını emretti. Bu süreçler, Netanyahu'nun seyahat özgürlüğünü kısıtlarken İsrail'in diplomatik izolasyon riskini artırıyor.

Özetle; Netanyahu, mahkeme salonundan savaş alanına, Doha'dan Washington'a uzanan bir kriz ağının merkezinde yer alıyor. Her bir cephedeki karar, diğer cephelerdeki manœvra alanını daraltıyor. Gelecek haftalarda yargı sürecinin hızı, Gazze'de bir anlaşıma ulaşılıp ulaşılmaması ve ABD ilişkisindeki gerginliğin yönetilmesi, Netanyahu'nun siyasi ömrünü belirleyecek üç kritik değişken olarak öne çıkıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi