Ramsey Nasr ve 300 Sanat Kurumu: Kültürel Boycotun Avrupa'ya Yayılma Nedenleri
Hollanda ve Belçika'da 300'ün üzerindeki müze ve tiyatro İsrail'e kültürel boykot imzaladı; eski Rijksdichter Ramsey Nasr'ın canlı yayındaki 'eşitlik' sorgulaması süreci nasıl tetikledi?

Amsterdam/Brüksel — Hollanda ve Belçika'daki 300'ün üzerinde müze, sanat galerisi, tiyatro ve kültür kuruluşu son aylarda İsrail devletine ve onunla bağlantılı kurumlara yönelik kültürel boykot çağrısını imzaladı. Hareketin görünür yüzü olan, Hollanda kökenli Filistin asıllı şair, yazar ve aktör Ramsey Nasr, Temmuz 2026'da bir canlı yayında "Filistinli hayatlar bizim için aynı değere sahip mi?" diye sorarak tartışmayı kamuoyunun gündemine taşımıştı. Nasr'ın bu müdahalesi, sanat dünyasının "normalizasyon" eleştirisinden somut bir kolektif eyleme geçişinin kırılma anı olarak kaydedildi.
Manifestodan Kurumsal Kararlara: Nasr'ın Rolü
2009-2012 yılları arasında Hollanda'nın ikinci Rijksdichteri (Devlet Şairi) olan ve bu unvanı taşıyan ilk Müslüman kökenli edebiyatçı Ramsey Nasr, son yıllarda aktivizmi edebi kimliğiyle harmanlayan bir çizgi izliyor. Temmuz 2026'da NPO'nun "Op1" programında ve VRT'nin "Terzake" yayınlarında yaptığı konuşmalarda, Gazze'deki sivil ölümlerin sayısal büyüklüğüne dikkat çekerken "İzleyip müdahale etmeyen herkesin insanlığında sorun var" tespitinde bulundu. Bu retorik, sanatçılar ve kurumsal yönetimler arasında dolaşan bir açık mektuba (manifestoya) imza atılmasını hızlandırdı. Metin; BDS hareketinin üç ana talebi — işgalin sona erdirilmesi, 1967 sınırları içinde eşit haklar, mültecilerin dönüş hakkı — çerçevesinde, kurumların İsrail devletine bağlı fonlardan, davetlerden ve işbirliklerinden çekilmesini öngörüyor.
Hangi Kurumlar İmzaladı? Ölçek Neden Önemli?
İmza listesinde Stedelijk Museum Amsterdam, Van Abbemuseum Eindhoven, Toneelgroep Amsterdam (Nasr'ın sanat yönetmenliğini yaptığı kurum), De Appel, Witte de With (Kunstinstituut Melly) gibi önde gelen kurumların yanı sıra, Rotterdam, Utrecht, Antwerpen ve Brüksel'deki dizaines de küçük ve orta ölçekli sanat alanları yer alıyor. Belçika tarafında Bozar, KAAP (Kunstenwerkplaats) ve Vlaamse Opera'nın da destek verdiği bildiriliyor. 300 rakamı, 2010'ların başındaki benzer girişimlerin (örneğin 2014 Gazze saldırıları sonrası imzalanan mektupların) çok üzerinde bir kurumsal konsolidasyonu işaret ediyor. Bu durum, boycotun artık bir "sanatçı inisiyatifi"nden "kurumsal politika"ya evrildiğini gösteriyor.
Yasal Çerçeve ve Hükümet Tepkisi: "Boykot Yasak" Tartışması
Hollanda'da Koal Kabinesi (şubat 2024'ten itibaren) ve Kültür Bakanı Eppo Bruins yönünden, kültürel boykotları yasaklayacak veya kamu finansmanını bağlayacak yasal bir düzenleme teklifi gündeme geldi. Bakanlık kaynaklarına göre, "sanat kurumlarının siyasi aktörleşmesi kamu parasıyla finanse edilemez" argümanı öne sürülüyor. Ancak hukukçular, bu tür bir yasanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. Maddesi (ifade özgürlüğü) ile çelişip çelişmediğini sorguluyor. Belçika Federal Kültür Bakanlığı ise henüz bağlayıcı bir yönerge yayınlamadı; flämans ve valon toplulukları kendi iç dinamiklerine göre hareket ediyor. Bu yasal belirsizlik, kurumların imza atmakta çekinmemesinin bir nedeni olarak gösteriliyor: "Yasa henüz yok, vicdan varsa" diye bir tavır benimsendi.
Çifte Standart Tartışması: İsrail Askeri Mahkemeleri ve Çocuklar
Nasr ve imzalayan kurumların en sert vurgu yaptığı nokta, İsrail'in Batı Şeria'daki askeri yargı sistemidir. Defence for Children International - Palestine (DCIP) ve UNICEF verilerine göre, yılda 500-700 arası Filistinli çocuk askeri mahkemelerde yargılanıyor; bu sayılar 2023 Ekim sonrası artış gösterdi. Nasr, canlı yayında "Bir Yahudi çocuğu için geçerli olan hukuk, bir Filistinli çocuk için neden geçerli değil?" diyerek, Avrupa sanat dünyasının bu asimetriye sessiz kalmasını eleştirdi. Bu argüman, boycotun "antisemitizm" suçlamalarıyla karşılandığı anda, karşılıksız bırakılan bir insan hakları çerçevesi olarak sunuluyor.
Sanat Dünyasında Bölünme: Karşı Sesler ve "İyi Niyet" Tartışması
Hareket karşısında sessiz kalmayan bir blok da var. Bazı galeri sahipleri ve kuratörler, boycotun "sanatçılara kolektif ceza" olduğunu, bağımsız İsrailli sanatçıları hedef aldığını savunuyor. Amsterdam'daki bir özel galeri yöneticisi, off-the-record açıklamada "Bu imza, sanatçıların pasaportlarına göre sınıflandırılması demektir; biz buna imza atmadık" dedi. Toneelgroep Amsterdam içindeki bazı oyuncular da, kurumsal pozisyonun sanatçıların bireysel vicdanını bağladığı yönünde endişe dile getirdi. Bu bölünme, 2024 Venice Biennale ve Documenta onbeş'te yaşanan benzer kutuplaşmaların (örneğin Ruangrupa kolektifi tartışmaları) Hollanda/Belçika bağlamında tekrarlanması olarak okunuyor.
Ne Olacak? Süreçten Çıkan İlk Çıkarımlar
Eylül 2026 itibarıyla süreç hâlâ akışkan. Hollanda Tweede Kamer'de (Meclis) boykot yasağı tasarısı görüşülmeye başlanacak. Sanat kurumları yönetim kurulları, kamu fonu kesintisi riski ile vicari pozisyon arasında denge kurmaya çalışıyor. Ramsey Nasr için bu süreç, 2014'teki "Gaza Monologues" performansından 2021 Şeyh Cerrah eylemlerine uzanan aktivizm birikiminin zirvesi olarak değerlendiriliyor. Uluslararası basın (Guardian, Le Monde, Al Jazeera) bu hareketi "Avrupa kültür diplomasısının kırılması" olarak çerçeveliyor. Önümüzdeki aylarda Venice Biennale 2026 hazırlıkları ve Documenta on altı kuratörlük atamaları, bu boycotun uluslararası kurumsal mirasını test edecek bir sonraki saha olacak.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
