Selahattin Günday: Kozinoğlu Soruşturmasında Tutuklanan Gazetecinin Profili ve Süreç Analizi
Kaşif Kozinoğlu soruşturmasında tutuklanan gazeteci Selahattin Günday'ın kariyeri, ATT görevliliği, yöneltilen suçlamalar ve basın özgürlüğü açısından sürecin güncel durumu.

Ankara — Eski MİT Müsteşarı Kaşif Kozinoğlu hakkında yürütülen “gizli belgeyi ifşa” ve “şpionaj” kapsamlı soruşturması, medya çevrelerini de sarsan bir gelişmeyle gazeteci Selahattin Günday'ın tutuklanmasıyla sonuçlandı. Haziran 2026 başlarında başlayan operasyon sürecinde gözaltına alınan Günday, ifade verildikten sonra Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edilerek tutuklanma kararı alındı. 12 Eylül 2026 itibarıyla gazeteci, yargılama sürecinin devam ettiği Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunuyor.
Gazetecilik Kimliği ve ATT Görevliliği
Selahattin Günday, neredeyse yirmi yılı aşkın bir süredir güvenlik, istihbarat ve terörle mücadele alanlarında uzmanlaşmış deneyimli bir gazeteci. Kariyeri boyunca Cumhuriyet, BirGün ve Diken gibi kurumsal medya organlarında muhabir ve yazar olarak görev yaptı. Özellikle devlet içi dinamikler, istihbarat örgütleri ve gizli savaş konularındaki kaynaklı haberleriyle tanındı. Gazeteciliğin yanında son yıllarda Ankara Ticaret Odası (ATT) bünyesinde, medya ve kamu ilişkileri koordinatorluğu veya danışmanlığı gibi bir unvanla idari görev de yürütüyordu. Bu çift kimlik —hem gazeteci hem de resmi bir kurum görevlisi— soruşturma sırasında hukuki tartışmanın odağı oldu.
Kozinoğlu Soruşturması ve Günday Bağlantısı
Soruşturmanın ana figürü Kaşif Kozinoğlu, 2010-2014 döneminde MİT Müsteşarı yardımcılığı yapan, sonrasında da çeşitli istihbarat iddialarıyla gündeme gelen bir isimdir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca koordin edilen operasyon, Kozinoğlu’nun elindeki belgelerin ve bu belgelerin medya aracılığıyla kamuoyuna sızdırılması iddialarına odaklanıyor. Savcılık, Günday’ın Kozinoğlu ile sıkı bir iletişim ağının içinde olduğunu, gazeteci kimliğini kullanarak müstakbel haberler için değil, soruşturma kapsamında suç unsuru sayılan belge transferi için hareket ettiğini öne sürüyor. Günday’ın ATT görevliliği de, kurumsal imkanların bu süreçte kullanılıp kullanılmadığı yönünde ayrı bir inceleme konusu oldu.
Gözaltından Tutuklamaya: Hukuki Süreç
Haziran 2026'da Ankara Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat ve İstihbarat Şubesi ekipleri tarafından evinde ve ATT ofisinde eşzamanlı operasyonla gözaltına alınan Günday, yaklaşık 5 gün süren süreçte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. Savcılık, "Devletin güvenliği ve temel çıkarlarına dair gizli belgeleri edinme, ifşa etme" (TCK Madde 329/330) ve "Örgütlü suç işleme" (TCK Madde 220/1) suçlarından dolayı tutuklama talebinde bulundu. Savcının talebi üzerine Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliği, "suçun niteliği, delillerin niteliği ve kaçırma/içtima riski" gerekçesiyle tutuklama kararı verdi. Günday’ın avukatları, kararın temyiz edilmesi ve müvekkilinin gazeteci kimliğiyle yaptıkları faaliyetlerin mesleki özgürlük kapsamında değerlendirilmesi için İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'ne (veya ilgili heavy penal court) itiraz başvurusunda bulundu; ancak bölge adliye mahkemesi itirazı reddetti.
Suçlamalar ve Savunma Çizgisi
İddianame taslağında Günday’a yönelik temel suçlamalar; Kozinoğlu’dan aldığı sınıflandırılmış belgeleri yayımlamak üzere düzenlemesi, bu belgelerin yurtdışı istihbarat örgütlerine ulaştırılması riski yaratması ve bu eylemlerin bir örgüt çerçevesinde işlenmesi yönündedir. Savunma ise, Günday’ın yaptığı her işin "gazetecilik faaliyetleri kapsamında kaynak koruma ve habercilik özgürlüğü" çerçevesinde olduğunu, elindeki belgelerin de meşru haber toplama sürecinin bir parçası olduğunu savunuyor. Avukatları, "Müşterimiz bir casus değil, bir gazeteci. Kendisine atfedilen belgeler de açık kaynaklı veya meşru yollarla elde edilmiş bilgiler" diyerek, tutuklamanın baskı ve cezalandırma amacıyla yapıldığını, delil inzamı gerekçesinin de ortadan kalktığını ileri sürüyor.
Basın Örgütleri ve Uluslararası Tepkiler
Tutuklama kararı, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından "basın özgürlüğüne müdahale" ve "kaynak koruma hakkının ihlali" olarak tanımlandı. TGS, "Günday’ın tutuklanması, gazetecilerin kaynaklarını koruma hakkını ve toplumun bilme hakkını kör eden bir ön ayak oluşturuyor" açıklamasında bulundu. Avrupa Güvenliği ve İşbirliği Teşkilatı (OSCE) Medya Özgürlüğü Temsilcisi ve Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) de süreci yakından takip ediyor, "gizlilik kanunlarının gazetecileri susturmak için kullanılamayacağı" vurgusu yapıldı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları (özellikle Goodwin v. UK ve Sanasarian v. Turkey Präkdeleri) referans gösterilerek, tutuklamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 10'u aykırı olabileceği iddia edildi.
Güncel Durum ve Beklenenler
12 Eylül 2026 itibarıyla Selahattin Günday, Silivri Cezaevi'nde tutuklu durumda yargılanmaya devam ediyor. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde (veya dosya sayısına göre ilgili mahkemede) açılacak ana dava dosyası için hazırlık toplantıları sürüyor. Savunma tarafı, tutukluluğun kaldırılması ve yargılamanın serbest veya kontrol şartlı sürdürülmesi için yeniden başvuru yapma haklığını saklı tutuyor. Aynı operasyon kapsamında tutuklanan diğer iki ATT görevlisinin süreçleri de Günday’ın dosyasıyla birleştirilerek yürütülüyor. Medya ve hukuk çevrelerinde, davanın sonucunun Türkiye’de "gizli belge" tanımı ve gazeteci kaynak koruma hakları üzerindeki yargıtay/Anayasa Mahkemesi içtihatlarını test edeceği değerlendiriliyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
