HaberGo
Gündem

Stratejik Öngörü Olmayan Kalkınma Modeli Orta Vadede Tuzağa Düşer

Türkiye'nin 2053 hedefleri ışığında hazırlanan OVP'de 'vizyon' kelimesi stratejik bir değişim aracı mı, yoksa ritüel bir ifade mi? Uzmanlar, hayal gücünün eksikliğinin ekonomik kırılganlığa yol açtığını vurguluyor.

HMHaber Merkezi
· 2 dk69 okunma
Stratejik Öngörü Olmayan Kalkınma Modeli Orta Vadede Tuzağa Düşer
Stratejik Öngörü Olmayan Kalkınma Modeli Orta Vadede Tuzağa Düşer

Türkiye ekonomisi, Orta Vadeli Program (OVP) 2025-2027 çerçevesinde disiplinli bir dengeleme sürecinden geçerken, karar vericilerin masasında asıl tartışılan konu rakamların ötesinde bir "vizyon" eksikliği. Kalkınma Bakanlığı ve Strateji ve Bütçe Başkanlığı (SBB) kaynaklarının arka planda paylaştığı değerlendirmelerde, hedeflenen %5 büyüme ve tek haneli enflasyon hedeflerinin sürdürülebilirliği, sadece parasal sıkışmaya değil; ülkenin 2053 'Türkiye Yüzyılı' hedefleriyle bugünkü yapısal reformlarını nasıl bağladığına bağlı olduğu vurgulanıyor.

Rakamların Ötesinde: Neden Vizyon Kritik Oldu?

Uluslararası para fonu (IMF) ve OECD raporları, Türkiye gibi orta gelir tuzağında (middle-income trap) sıkışmış ekonomilerin çıkışının, yalnızca makroekonomik stabilitede değil; üretilen katma değerin yapısal dönüşümünde yattığını yıllardır işaret ediyor. TÜİK'in son Yükseköğretim ve İstihdam istatistikleri ile Ar-Ge harcamalarındaki GNHS oranı (yaklaşık %1.4 seviyeleri) birleştirildiğinde, "hayal kurmak" yani stratejik öngörü (strategic foresight) yeteneğinin bir lüks değil, istihdam ve ihracat kalitesinin belleyicisi olduğu görülüyor.

Kurumsal Hafıza ve Politika Tutarlılığı

Geçmişteki kalkınma planları (1963-2018) dönemi, planların bütçeyle buluşmaması ve siyasi döngülerle kesintiye uğramasıyla anılır. Mevcut OVP sürecinde SBB'nin "Performans Temelli Bütçeleme" altyapısını kurumsallaştırma çabası, bu döngüyü kırma girişimi olarak okunuyor. Ancak akademik çevrelerden (özellikle TEPAV, SETA ve üniversite ekonomi bölümleri) gelen eleştiriler, hedeflerin "ne" olduğunun netken "nasıl" ve "kim tarafından" sorgulanmadığını, bu da stratejik öngörüyü bürokratik bir alışkanlığa indirgemeye teşvik ettiğini belirtiyor.

Genç Nüfus Faktörü: Hayal Gücü Veya Demografik Tehlike?

Türkiye'nin ortalama yaşı 33-34 bandında seyreden genç nüfus yapısı, doğru yönetilirse "demografik dividant" (demografik bonüs), yönetilmezse ise sosyal bir patlama riski taşıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı verilerine göre işgücüne giren gençlerin beceri uyumsuzluğu (skills mismatch) sorunu, eğitim sisteminin "yarının meslekleri" için hayal gücüyle kuramaması sonucu derinleşiyor. Bu tablo, giriş cümlesindeki "hayali olmayan istikbalin olmaması" tezinini sosyo-ekonomik bir gerçeğe dönüştürüyor.

Sonuç olarak; Türkiye'nin önündeki 5-10 yıl, yalnızca enflasyonla mücadele yılı değil, bugünün kısıtlamalarını yarının fırsatlarına dönüştüren bir "stratejik hayal gücü"nün kurumsallaştırılması yılı olacak. Bu dönüşüm olmazsa, bugün yazılan programlar da geçmişteki gibi "iyi niyetli bildiriler" klasöründe kalma riskini taşıyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi