1861 Kışında Isparta: Metrelerce Karın Altında Eğitime Koşan Nesil, Bugün Bize Ne Anlatıyor?
1861'in çetin kışında Isparta çocuklarının okula yürüdüğü o zorlu yolculuk, bugünün imkânlar içinde 'eğitime inanç' meselesini nasıl sorguluyor? Bayram Aygün, Osmanlı Salnameleri'nin tozlu sayfalarından bugünün masalarına uzanan bir inat hikayesi anlatıyor.

Isparta'nın 1861 kışı, sadece meteorolojik bir sertlik değildi; o dönem Osmanlı idaresinin "Maarif-i Umumiye" (Umum Eğitim) anlayışının, Anadolu'nun en uzak köylerine kadar nasıl sıçradığını, ve bu sıçramanın bedelini kimlerin ödediğini anlatan bir belgedir. Bayram Aygün, geçtiğimiz hafta yayımladığı yazısında, Isparta Vilayet Salnamesi (1293-1300 arası verilerle) ve o dönem Maarif Nezareti raporları ışığında, bugün ısınmalı sınıfların ve servis araçlarının rahatlığı içinde eğitim gören neslin, o günün "inatçısı" ile yüzleştiğini anlatıyor.
Salnamelerde Kar, Yolda Çocuklar
Osmanlı arşivlerinde yer alan Isparta Salnamelerine göre, 1860-1861 kışı bölgede rekor kırılmasa da, karın metrelerce yığıldığı ve ulaşımın tamamen kesildiği günlerin sayısının 40'ı bulduğu kaydedilir. Bu koşullarda, şehrin merkeze yakın mahallelerinde bile bulunan Rüşdiye Mektepleri ve Sıbyan Mektepleri (İlkokul eşdeğeri), öğrencilerin ayaklarıyla ayakta tutuldu. O dönem Isparta Sancağı Maarif Müdürlüğü raporları, "Öğrencilerin kar içinde, bazen çizmeler bile yetmediği derinliklerde okula geldiğini, bu azmin öğretmenlerden önce ailelerden geldiğini" vurguluyor.
Eğitim Bir "İyilik" Değil, "Vazife"ydi
Aygün'ün dikkat çektiği nokta, o dönemde eğitimin bir "hizmet" veya "lüks" olarak algılanmamasıdır. 1869 Maarif-i Umumiye Nizamnamesi henüz ilan edilmemiş olsa da, 1857'de kurulan Maarif Nezareti'nin gönderdiği sirkülerler, her köyde bir mektep, her mektepte bir muallim hedefini işlerdi. Isparta'daki aileler, çocuklarını kar içinde okula gönderirken, bunu devletin bir lütfu karşılığında değil, "milletin istikbali" adına bir borç ödemesi olarak görüyorlardı. Bu bilinç, bugünün "eğitim haklıyım" taleplerinin ötesinde, bir "sorumluluk" bilinciydi.
Bugün Kar Eridi, Peki Ya Azim?
Yazar, 2026'nın konforunda; ısınmalı sınıflar, dijital tahtalar, ücretsiz ders kitapları ve servislerle okula gelen çocukların huzurunda, "Neden öğrenmekte zorlanıyoruz?" sorusunun cevabını o kışta arıyor. Aygün'e göre, 1861'in Isparta çocukları için engel "doğa"ydı (kar, soğuk, yol yokluğu); bugün için ise engel genellikle "ilgi eksikliği", "anlık memnuniyet kültürü" ve "süreç yönetiminin zayıflığı". Yazar, "O gün karı aşıp okula giden çocuk, bugün kar eridiğinde bile ders masasına oturmakta zorlanan bir bireye nasıl dönüştü?" diye soruyor.
Yazı, nostaljik bir övgü değil, bir uyarı olarak bitiyor: "Eğitim, o kışta metrelerce karı aşıp gidilen bir yerdi. Bugün o yol asfaltlı, araçlı, ısınmalı. Eğer yine de gidemiyorsak, sorun yolda değil, yolculuğa çıkmayı reddeden iradededir."
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
