HaberGo
Sağlık

Afrikan Domuz Pesti küresel tehdit boyutunda: Türkiye'nin "kalkan" hattı ve aşı yarışı

WOAH uyarısıyla yayılım hızı arttı; Thrace sınırında biyogüvenlik sıkılaştırıldı, aşı çalışmaları son aşamada.

HMHaber Merkezi
· 2 dk147 okunma
Afrikan Domuz Pesti küresel tehdit boyutunda: Türkiye'nin "kalkan" hattı ve aşı yarışı
Afrikan Domuz Pesti küresel tehdit boyutunda: Türkiye'nin "kalkan" hattı ve aşı yarışı

Afrikan Domuz Pesti (ADP), son yıllarda Avrupa ve Asya kıtalarında kontrolsüz bir yayılım izleyerek küresel hayvancılık ekonomisini derinden sarsan, henüz insanlara bulaşmayan ancak evcil ve yabani domuzlarda neredeyse %100 ölüm oranına ulaşan bir viral hastalık olarak öne çıkıyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) verilerine göre 2021'den bu yana 50'den fazla ülkede resmi bildirim yapılmış, milyonlarca hayvan kelepçelenmiş veya öldürülmüştür.

Türkiye'nin "sıfır tolerans" stratejisi ve Trakya kalkanı

Türkiye hâlâ ADP serbest bölge statüsünü koruyan az sayıdaki büyük üretici ülkelerinden biridir. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yürüttüğü "Afrikan Domuz Pesti ile Mücadele Eylem Planı" kapsamında; Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarıyla çevrili Trakya bölgesi, hastalık giriş riskinin en yüksek olduğu "tampon bölge" olarak tanımlandı. Sınır kapılarında dezenfeksiyon köprüleri, yabani domuz popülasyonunun avcılıkla kontrol altına alınması ve çiftliklerde biyogüvenlik denetimleri 7/24 yürütülüyor.

Ekonomik şok: Çin'den Avrupa'ya milyarlarca dolarlık kayıp

Hastalık 2018'de Çin'e girdiğinde dünya domuz eti üretiminin yarısına sahip olan ülke stoklarının üçte birini kaybetmişti. Bu şok, küresel protein fiyatlarını tetikleyerek tavuk ve dana etlerine kadar dalgalanmalar yaratmıştı. Avrupa Birliği'ne üye ülkelerde (özellikle Almanya, Polonya, Romanya) yabani domuzlarda tespit edilen her vaka, üçüncü ülkelere et ihracatını aniden durduran "bölgeselleştirme" kararı getiriyor. Türkiye'nin ihracat pazarları (özellikle Irak, Gürcistan ve Kuveyt) bu nedenle hassas bir denge içinde.

"Pandemi" terminolojisi ve insan sağlığı ayrımı

Medya ve bazı raporlarda "yeni domuz gribi pandemisi" ifadesi kullanılsa da, bilimsel gerçeklik şudur: ADP etiyolojik olarak Asfarviridae familyasına ait bir DNA virüsüdür ve insanlara bulaşmaz. Bu nedenle WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından "zoonotik pandemi" riski taşıyan grippin (H1N1 vb.) aksine, hayvan sağlığı pandemisi (panzooti) olarak sınıflandırılır. Ancak WOAH, yayılım hızı ve ekonomik yıkım gücü nedeniyle bunu "küresel bir kriz" olarak tanımlar.

Aşı yarışında neredeyiz?

Yıllardır "aşı imkansız" denilen bu hastalıkta son dönemde çığır açıldı. Vietnam, 2022'de dünyanın ilk lisanslı ADP aşısı (NAVET-ASFVAC) olan canlı zayıflatılmış aşıyı piyasaya sürdü. ABD ve Avrupa laboratuvarlarında (Plum Island, CISA-INIA) rekombinant protein ve vektörlü aday aşılar klinik deney son aşamalarında. Türkiye'de de Sap Enstitüsü ve TÜBİTAK MAM koordinasyonunda yerli aşı çalışmaları hızlandırıldı; ancak WOAH standartlarına göre "ayrım yapabilen" (DIVA) bir aşıların ticari kullanıma sunulması en erken 2027-2028 öncesine denk gelmiyor.

Çiftçiye düşen görev: Biyogüvenlik tek çare

Resmi otoriteler ve veteriner hekimler bir ağzıyla, aşı gelene kadar tek silahın "biyogüvenlik" olduğunu vurguluyor. Çiftlik giriş-çıkış kontrolü, araç dezenfeksiyonu, personel kıyafet değiştirme protokolleri ve yabani domuz teması riskini ortadan kaldıracak çevre tel örgüleri artık lüks değil, zorunluluk. Bakanlık, 2024 yılı sonu itibarıyla 500 baş üzeri tüm entegre tesislerde "Biyogüvenlik Sertifikası"nı zorunlu kıldı.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi