HaberGo
Dünya

Evsizlik Krizi Derinleşiyor: OECD Verilerinde Türkiye'de 'Gizli Evsizlik' Riski Artıyor

OECD ve FEANTSA verileri Avrupa'da evsizliğin rekor seviyelere ulaştığını gösterirken, Türkiye'de resmi veri eksikliği ve 'gizli evsizlik' boyutları uzmanları endişelendiriyor.

HMHaber Merkezi
· 3 dk70 okunma
Evsizlik Krizi Derinleşiyor: OECD Verilerinde Türkiye'de 'Gizli Evsizlik' Riski Artıyor
Evsizlik Krizi Derinleşiyor: OECD Verilerinde Türkiye'de 'Gizli Evsizlik' Riski Artıyor

Evsizlik, küresel ölçekte ve Türkiye'de giderek karmaşık bir yapı kazanarak, sadece sokakta kalma durumunu aşarak 'uygun olmayan barınma', 'aşırı kalabalık' ve 'geçici konutlarda takılma' gibi gizli boyutlarıyla kamu sağlığı ve sosyal politika gündeminin en zorlu sorunlarından biri haline geldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Avrupa Evsizlik Dernekleri Federasyonu (FEANTSA) verilerine göre Avrupa'da son on yılda evsizlik oranları ortalama iki katına çıktı; bu tablo Türkiye için de ciddi bir uyarı işlevi taşıyor.

Veri Eksikliği ve 'Gizli Evsizlik' Tehlikesi

Türkiye'de evsizlikle mücadeledeki en temel engel, kapsamlı ve güncel resmi bir veri tabanının olmamasıdır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) evsizlik istatistiğini düzenli olarak yayımlamamakta; son kapsamlı alan çalışmaları ise 2010-2011 yıllarına (Şehrin Çocukları / Sokakta Çocuk Projeleri) dayanmaktadır. Bu boşluk, sorunun boyutunun 'görünmeyen' kısmının ne kadar büyük olabileceğini işaret ediyor. Uzmanlar, kira artışları, enflasyon ve doğal afetler (özellikle 6 Şubat Depremleri sonrası konut ihtiyacı) sonrası dönemde, akrabalar/yakınlar chezinde kalmak zorunda kalan, gecekondu mahallelerinde kira bedeli ödeyemeyen veya uygun olmayan fiziki koşullarda yaşayan 'gizli evsiz' nüfusun ciddi oranda arttığını vurguluyor.

Avrupa Deneyimi ve Türkiye İçin Çıkarım

FEANTSA'nın 2023-2024 raporlarına göre Avrupa Birliği'nde resmi olarak evsiz sayılan kişi sayısı 1 milyonu bulmuşken, İngiltere'de sadece geçici konutlarda bekleyen aile sayısı son 15 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştı. OECD, 'Uygun Fiyatlı Konut' raporlarında Türkiye'yi konut maliyetlerinin hane gelirine oranı en yüksek olduğu ülkeler arasında listeler. Bu makro veri, kira yüklü hanehalklarının (kira/gelir oranı %30'un üzerindekiler) herhangi bir şokta (işsizlik, hastalık, doğal afet) aniden evsizliğe sürüklenebilecek kırılgan bir gruptu oluşturduğunu kanıtlıyor.

Mevcut Mücadele Mekanizmaları ve Boşluklar

Türkiye'de evsizlikle mücadele esasen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı Sosyal Hizmet Genel Müdürlüğü ve belediyeler (özellikle Büyükşehir Belediyeleri) tarafından yürütülmektedir. 'Sokakta Yaşayanlar için Sosyal Destek Programları' ve 'Geçici Barınma Üniteleri' (İstanbul, Ankara, İzmir örnekleri) mevcuttur. Ancak bu mekanizmalar; kapasite yetersizliği, sadece 'sokakta görünen' evsizleri hedef alması (gizli evsizleri dışlaması), psikososyal destek ve işgücüne entegrasyon eksikliği nedeniyle 'çözüm'ten ziyade 'kriz yönetimi' niteliğinde kalmaktadır. Karaköy örneğinde görüldüğü gibi sivil toplum ve belediye iş birlikli modeller umut verse de, ölçeklenebilirlik sorunu yaşanmaktadır.

Kriz Sonrası Dönemde Yeni Risk Grupları

6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler, evsizlik profilini kökten değiştirdi. Deprem bölgesinde milyonlarca vatandaş konteyner kentlerde veya kiralık konutlarda 'geçici' statüde yaşıyor. TÜİK bina hasar tespit verilerine göre milyonlarca bağımsız bölüm orta/hassas hasar almış durumda. Bu nüfusun büyük kısmı, kira piyasasındaki fiyat patlaması ve inşaat maliyetleri nedeniyle kalıcı çözüme (yeniden inşa/taşıma) kavuşamadığı sürece, yasal anlamda 'mal sahibi' olsalar bile pratikte 'gizli evsiz' veya 'kırılgan barınma' statüsünde kalmaya devam edecekler. Bu durum, evsizliği bir 'marjinal sorun' olmaktan çıkarıp 'orta sınıf riski' haline getiriyor.

Politika Önerileri: Veriden Stratejiye

Akademisyenler ve STK'lar (Örn: Sulukule Gönüllüleri Derneği, İnsan Hakları Derneği), Türkiye'nin 'Barınma Hakkı' Anayasa maddesinin (57. Madde) ve Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Külturel Haklar Sözleşmesi yükümlülüklerine uygun olarak; 1) Merkezi bir 'Evsizlik Gözlem Merkezi' kurarak standartlaştırılmış veri toplama, 2) 'Önce Konut' (Housing First) modelinin pilot bölgelerde denenmesi, 3) Kira yardımlarının (Yoksullarla Mücadele Strateji Belgesi kapsamında) reel enflasyona endekslenmesi ve kapsamasının genişletilmesi gibi yapısal adımlar atılmasını öneriyor. Mevcut 'Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu' (SYDTF) kaynaklarının, acil yardım yerine kalıcı barınma çözümlerine (kira subvansiyonu, sosyal konut stoku artırımı) yönlendirilmesi stratejik bir gereklilik olarak görülüyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi