HaberGo
Kültür-Sanat

Lale Gül 2026'da: Romanından polis korumasına, edebiyatın değiştirdiği hayat

İlk romanı 'İk ga leven' ile Avrupa'daki Türk diasporasının tabularını yıkan Lale Gül, beş yıl sonra hala polis korumasında mı? Aileyle barışma, yeni kitap ve kamusal konumu üzerine derinlemesine analiz.

HMHaber Merkezi
· 3 dk12 okunma
Lale Gül 2026'da: Romanından polis korumasına, edebiyatın değiştirdiği hayat
Lale Gül 2026'da: Romanından polis korumasına, edebiyatın değiştirdiği hayat

Lale Gül, Eylül 2021'de yayımlanan ilk romanı "İk ga leven" (Türkçe: "Yaşamaya Başlıyorum") ile hem Hollanda'da hem Türkiye'de bir edebi ve sosyolojik deprem yaratan, Amsterdam'in Westerpark mahallesinde büyüyen, Türk kökenli Hollandalı bir yazar. Roman, sıkı bir Müslüman ailenin kızı olarak dini kuralların ve modern bireysel özgürlüğün çatlakında kalan Sabiha'nın hikayesini anlatarak; Avrupa'daki Türk diasporasında kadın bedeni üzerindeki hakimiyet, aile onuru, cinsel özgürlük ve entegrasyon tartışmalarını kamusal alana taşımıştı. 8 Eylül 2026 itibarıyla romanın yayımlanmasından beş yıl geçti; yazarın hayatı, edebiyatı ve toplumsal etkisi nasıl bir seyir izledi?

Romanın patlattığı tabu ve edebi yankı

"İk ga leven", yayımlanma yılı içinde Hollanda'nın en prestijli edebi ödüllerinden NS Publieksprijs (2021) ve Hebban Debutprijs (2022)'i kazanarak sadece bir "basın ömrü" kitabı olmadığını kanıtlamıştı. Kitap, Hollandaca orijinalinde 100 binin üzerinde satışla en çok satan debüt romanları listesine girmiş, Almanca, Fransızca, İngilizce, Türkçe dahil 15'teden fazla dile çevrilmişti. Edebiyat eleştirmenleri (NRC Handelsblad, De Volkskrant, Trouw), Gül'ün "otobiografik gerçeği edebi kurguyla harmanlayarak evrensel bir ötekileştirme hikayesi" kurduğunu, dili hem şiirsel hem de keskin bir gözlem dili olduğunu vurgulamışlardı. 2023 Eylül'de yayımlanan ikinci romanı "Ik ben niet meer bang" ("Artık Korkmuyorum"), ilk kitabın yarattığı travmanın ve özerkliğin peşinden gelen bedelin, yazarın kendi sesiyle sürdürüldüğü bir devam niteliğindeydi.

Aile reddi, ölüm tehditleri ve polis korumasının 5. yılı

Romanın yayımlanmasıyla başlayan süreç, Gül'ün hayatını kökten değiştirdi. Ailesi (anne, baba ve kardeşler), kitabın "aile onurunu lekellediği" ve "topluluğu aşağıladığını" gerekçeyle yazarla ilişkileri tamamen kesti. Bu redd, 2026'nın son çeyreğine kadar devam ediyor; Gül röportajlarında "annesinin sesini duymak için hâlâ hayal kırıklığı yaşıyorum" ifadeleriyle travmanın süregeldiğini ifade ediyor. Sosyal medya ve anonim mektuplar yoluyla yoğunlaştırılan ölüm tehditleri üzerine Hollanda polis örgütü (Politie), 2022 başından itibaren yazar için "Bescherming" (Koruma) programı kapsamında 7/24 güvenlik sağlamaya başladı. 2026 yılı başında yapılan güvenlik değerlendirmesinde (RI&E), tehdit seviyesinin "yükselmiş" kategorisinde kalması nedeniyle koruma süresinin uzatıldığı, yazarın adresinin hâlâ gizli tutulduğu biliniyor.

Tehdit edenin "tedaviye alınması" kararı ve yargı süreci

Geçen aylarda gündemi işgal eden "Lale Gül'ü ölümle tehdit eden erkek tedavi altına alınacak" başlıklı gelişme, Hollanda adalet sisteminin yaklaşımını özetliyordu. Amsterdam'da yaşayan, Türk kökenli 30 yaşlarındaki bir erkek, sosyal medya üzerinden ve yazarın evine gönderilen mektuplarla ciddi tehditlerde bulunmuştu. Hollanda Adalet Bakanlığı'na bağlı Probation Service (Reclassering) raporları ve psikiyatrik değerlendirmeler sonucunda, şüphelinin "sorumsuzluk durumu"nda olduğu tespit edilmiş, ceza yerine zorunlu psikiyatri tedavisi (TBS) kararı alınmıştı. Bu karar, toplumda "adaletin sağlanıp sağlanmadığı" ve "kültürel hassasiyetlerin yargı sürecine müdahalesi" tartışmalarını yeniden alevlendirmiş; kadın hakları örgütleri (Blijf Groep, NVV) kararın "koruyucu ama yeterli olmadığını" belirtmişti.

2026'ya bakan bir yazar profili: Yeni kitap, akademi ve kamusal konum

Beş yıl sonra Lale Gül, sadece bir "travma kurbanı" veya "savaşçı" kimliğinden çıkıp, Hollanda edebiyat sahnesinin tanınmış bir sesi haline geldi. Utrecht Üniversitesi'nde "Diaspora Edebiyatı ve Kimlik" üzerine misafir öğretim üyesi olarak dersler vermeye başladı. Yayıncı evi De Geus kaynaklarına göre, 2026 sonbaharı için planlanan üçüncü romanı (geçici adı: "De stilte na de storm" - Fırtınadan Sonraki Sessizlik), ailevi kopuşun ve polis korumasının yarattığı izolasyonun psikolojik derinliklerine odaklanıyor. Kamusal alanda ise 2024-2025 Hollanda seçimlerinde PVV (Partij voor de Vrijheid) iktidarının getirdiği asimilasyon politikaları ve "integrare" tartışmaları bağlamında, Gül'ün sesi "entegrasyonun bedelini kim ödi?" sorusunu soran nadide entelektüellerden biri olarak öne çıkıyor. Geçen hafta bir popüler TV programında (RTL Boulevard) Hollanda milli takımının bir oyuncusuna hayranlığını dile getirmesi ("Onu gerçekten çok çekici buluyorum") ise yazarın "kutsal accepted edilmemiş" bir kamusal figür olmaktan çıkıp, popüler kültürün de bir parçası haline geldiğini gösterdi; bu durum hem takdir hem de "savaş verdiği mahalleyi unuttu" eleştirileriyle karşılandı.

Diaspora edebiyatına "İk ga leven" etkisi

Akademik çevrelerde (Leiden Üniversitesi, VU Amsterdam) "Lale Gül Etkisi" olarak adlandırılan bir fenomene tanık olunuyor. 2021 sonrası Hollanda'da Türk, Maroc, Surinam kökenli genç yazarların debüt roman sayısında %40'lık bir artış kaydedildi (Letterenfonds verileri). Bu yeni nesil yazarlar (örn. Rachida Lamrabet, Anis Djanaï, yeni isimler), Gül'ün açtığı yolda; din, cinsiyet, cinsel yönelim ve aile baskısı temalarını "mahalle baskısı" riskini göze alarak işliyor. Türkiye'de de kitapların çevirileri (Everest Yayınları), üniversite kadın çalışmaları bölümlerinde ders kitabı olmaya başladığında, Gül'ün edebi mirası ulusal sınırları aşıyor. Yazar, 2026'da "Ben artık sadece hikayemi anlatan biri değil, bu hikayeleri yazma cesareti veren bir köprüyüm" diyerek konumunu özetliyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi