HaberGo
Kültür-Sanat

Nevşehir'den Yunanistan'a Giden Mübadelecilerin Efsanevi Tedavisi: Elma ve Köpek Dışkısıyla Boğaz Ağrısı Kesiliyordu

1924 mübadesiyle vatanlarından kopan Karamanlıların anlattığı acı ve şifa hikayeleri, Oğuz Özdem'in çevirileriyle gün ışığına çıktı.

HMHaber Merkezi
· 2 dk24 okunma
Nevşehir'den Yunanistan'a Giden Mübadelecilerin Efsanevi Tedavisi: Elma ve Köpek Dışkısıyla Boğaz Ağrısı Kesiliyordu
Nevşehir'den Yunanistan'a Giden Mübadelecilerin Efsanevi Tedavisi: Elma ve Köpek Dışkısıyla Boğaz Ağrısı Kesiliyordu

1924 yılında Nevşehir, Gülşehir ve Derinkuyu'dan Yunanistan'a göç ettirilen Karamanlı mübadeleciler, yollarında sadece eşyalarını değil, yüzyıllardır taşa kazıdıkları bir kültürü, dili ve şifa yollarını da beraberlerinde taşıdılar. Bu zengin birikim, Yunanistan'daki resmi kurumlar tarafından yıllar süren bir sözlü tarih çalışmasıyla kayda geçirildi. Araştırmacı ve yazar Oğuz Özdem, Atina'daki Asya Küçüğü Merkezi (Kentro Mikrasiatikon Spoudon) arşivlerinde yatan bu belgeleri Türkçeye aktararak, unutulmuş bir halk hekimliği hazinesini gün ışığına çıkardı.

Atina Arşivlerinde Uyuyan Bir Hazine

Mübadele sonrası Yunanistan'a yerleştirilen Rum Ortodoks Türkleri (Karamanlılar), Rumca bilmedikleri için yeni yaşam alanlarında yabancılaşmışlardır. Bu durum, onlarla yapılan mülakatların Türkçe veya çok iyi Türkçe bilen çevirmenler eşliğinde yapılmasına neden oldu. Çalışma sadece folklorik bir derleme olmaktan çıkıp; hastalık tedavilerinden düğün törenlerine, mesleklerden dini ritüellere kadar hayatın her alanını kapsayan devasa bir veri tabanı oluşturdu. Özdem, bu arşivlerden ilk olarak Nevşehir yöresine ait yaklaşık 100 belgenin çevirisini yaparak okuyucuya sunuyor.

Şifa İçin Yanılan Elma ve Unutulmaz Kokular

Belgelerde yer alan en çarpıcı anlatılardan biri, o dönemde çocuklarda sık görülen ve ölümcül seyredebilmiş "boğaz şişmesi" (muhtemelen difteri veya şiddetli tonsillit) hastalığına yönelik bir tedavi yöntemidir. Mübadil anlatımına göre hastalık belirtileri şöyleydi: "Boğazları şişerdi, küçük dil büyüyüp gırtlağı kapatırdı, içeriden tamamen iltihap (beyaz cerahat) kaplardı."

Acemi gözüne ilkel gelse de o dönemlerin koşullarında sistematik uygulanan tedavi protokolü şöyleydi: Küçük bir testinin (çömleğin) içine su konulup, ağzına bir elma oturtulup ateşe koyulurdu. Buharda pişen elma alınıp içine yağ sürülerek hastanın boğazına sıcak olarak sarılırdı. Bu uygulama boğazı yumuşatmak için yapılırdı. Ardından boğazın içinden iltihap bastırılarak yara oluşturulurdu. Bu noktada devreye giren ve modern tıbbın onaylamayacağı ama o günün "ilacı" olan madde: Beyaz köpek dışkısı. Dışkı toz haline getirilip, bir kamış veya boru (tsipisi) yardımıyla boğazın içine, yaraya doğrudan üflenirdi.

Dil, Acı ve Hatıranın İzinde

Bu tuhaf reçete, bugün şaşırtıcı gelse de o dönemde tıbbi imkanların yokluğunda hayati bir çare olarak görüldüğü, hatta "şifa bulundurduğu" anlatılıyor. Özdem'in çalışması, bu reçetelerin ötesinde; mübadelenin insanı nasıl derin yaralar açtığını, ama aynı zamanda bu yaraların nasıl kendi kültür kodlarıyla sarıldığını da belgeler. Karamanlıların Türkçesiyle anlattıkları bu hikayeler, bir toplumun belleğinin nasıl bir coğrafyadan diğerine taşındığını ve orada nasıl hayatta kalmaya çalıştığını gösteren nadir kanıtlardır. Özdem, çeviri çalışmalarını sürdürerek Nevşehir'in kaybolan seslerini gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.

HM
Haber Merkezi

HaberGo Editor ve Muhabır ekibi