Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Pehlivan Kandıra'ya sevk edildi; fon skandalı açıklaması ve 'saray vurgunu' gündemde
İmamoğlu'nun savcısı Mehmet Pehlivan Kandıra F Tipi Cezaevi'ne getirilirken, İBB Başkanı hem fon skandalı iddialarını yanıtladı hem de iktidara 'sandık vurgunu' çağrısı yaptı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için yargısal ve siyasi çehrelerde eşzamanlı gelişmeler yaşanan bir gün, hem avukatının cezaevi değişikliği hem de başkanın yaptığı açıklamalarla şekillendi. CHP Grubu Sözcüsü Murat Emir'in duyurduğu bilgiye göre İmamoğlu'nun baş savcısı Mehmet Pehlivan, bulunduğu cezaevinden Kandıra F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na sevk edildi.
Avukatın Kandıra'ya sevki: "Müşteri-savcı gizliliği nasıl sağlanacak?"
Pehlivan'ın sevki, İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve "terör örgütü üyesi" suçlamasıyla yargılanan bir dosya kapsamında gerçekleştiği anlaşılıyor. F Tipi cezaevlerinin yüksek güvenlikli, bireysel veya az kişilik koğuş sistemli yapısı, savcının müvekkiliyle görüşme hakları ve belge inceleme imkanları üzerine hukuk çevrelerinde tartışmaları yeniden alevlendirdi. Murat Emir, basın açıklamasında sevkin "hukuksal dayanağı zayıf" ve "savunma hakkının kısıtlanması amacıyla" yapıldığını öne sürdü. Ceza ve Tevkifevi Genel Müdürlüğü'nden (CTE) yapılan resmi bildirimde ise sevkin "infaz düzeni ve güvenlik gerekçeleriyle" yapıldığı belirtilirken, Pehlivan'ın sağlık durumu ve avukatlık faaliyetlerine devam edebilmesi için alınacak tedbirler konusunda henüz detaylı bilgi akışına ulaşılmamış durumda.
"Fon skandalı" iddiaları: İmamoğlu "Bütçe şeffaflığı el altındadır" dedi
Pehlivan'ın sevki gündeme gelirken, İmamoğlu kendisine yöneltilen "fon skandalı" suçlamalarına da cevap verdi. Başkan, İBB bütçesinden ayrılan ve belirli sivil toplum kuruluşlarına veya projelere aktarılan kaynakların usulsüzlükle kullanıldığı iddialarını "siyasi lynç girişimi" olarak niteledi. İmamoğlu, yaptığı açıklamada; "İBB'nin her kuruşu, Sayıştay denetimleri de dahil olmak üzere kurumsal denetim mekanizmalarından geçiyor. İddialar, 2029 seçimlerine giden yolda muhalefet iradesini kırmak için üretilmiş montajlar" ifadelerini kullandı. Konuyla ilgili olarak İBB Basın Bürosu'nun da detaylı bir rakam tablosu ve onay süreçleri belgesi paylaşması bekleniyor.
Siyasi vurgun: "Saray zihniyeti çöktü, halk sandık cezasını verecek"
Yargısal gelişmelerin ardında, İmamoğlu'nun tonu belirgin şekilde sertleşti. Aynı gün yaptığı konuşmada, süreci doğrudan "AK Parti hükümeti" ve "saray zihniyeti" üzerine kurarak; "Bu ülkeyi yöneten zihniyet, adaleti bir siyasi intikam aracına çevirdi. Ama bu zihniyet tamamen çökmüş durumda. Halk, gelinen bu noktada sandık başına gidip gerekli vurgunu yapacak" diyerek 2029 yerel seçimlerini hedefleyen bir mobilizasyon dili benimsedi. Bu çıkış, CHP'nin yargısal süreçleri "siyasi bir darbe girişimi" çerçevesinde toplumsal bir direniş alanına taşımaya çalıştığının en somut göstergesi olarak okundu.
Üç çehre, tek tablo: Yargı, idare ve seçim
Bugünkü gelişmeler, İmamoğlu'nun karşıında üç farklı cephe olduğunu kanıtlıyor: Yargısal cephede avukatının erişiminin zorlaştırılması, idari cephede belediye kaynaklarını hedef alan "fon" operasyonu ve siyasi cephede iktidarın meşruiyet krizini derinleştiren bir retorik. Hukukçular, savcının F Tipi cezaevine sevkinin "tedavi edilemez bir sağlık sorunu" veya "diğer içerilerle uyumsuzluk" gibi somut nedenlerle meşrulaştırılmadığı sürece, savunma hakkının kısıtlanması yönünde bir risk taşıdığını kaydediyor. Siyaset bilimcileri ise İmamoğlu'nun "çökmüş zihniyet" ve "sandık vurgunu" terminolojisinin, tabanı canlı tutma ve yargısal baskıyı siyasi bir varoluş mücadelesine dönüştürme stratejisi olduğunu değerlendiriyor. Hafta sonu bu üç dalın nasıl seyredeceği, hem CTE'nin Pehlivan için vereceği resmi bilgilendirme hem de İBB'nin fon iddialarına teknik cevabıyla daha netleşecek.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
