Ankara'da deniz yok, martılar nereden geliyor? Mogan ve Eymir'in 'gizli denizcileri'
Başkent'in göllerinde binlerce martı yaşayıp üreyerek 'iç Anadolu'nun sahili' yaratıyor; uzmanlar balık stokları, atık yönetimi ve iklim değişikliğini temel nedenler arasında sayıyor.

Ankara'da deniz kıyısı yok, ama şehrin en merkezi noktalarında — Gençlik Parkı'ndan Mogan Gölü'ne, Eymir'den Çubuk Barajı'na kadar — martı sürüleri uçuşuyor, yuvalanıyor ve hatta kışın bile göç etmiyor. Bu durum, başkentin sakinleri için yıllardır merak konusu olsa da, ornitologlar ve su ürünleri bilimcileri için şaşırtıcı bir durum değil: Ankara, martılar için artık bir "geçit noktası" değil, kalıcı bir "yaşam alanı" haline geldi.
Mogan ve Eymir: İç Andolu'nun 'deniz'leri
Orman ve Su İşleri Bakanlığı 4. Bölge Müdürlüğü verilerine göre Mogan ve Eymir gölleri son 20 yılda su seviyesi yönetimi ve reed beds (kamışlık) restorasyonu sayesinde balık biyoması açısından zenginleşti. Göllerde yaşayan karabalık, sazan ve özellikle son yıllarda stoklanan alabalık, martıların ana besin kaynağını oluşturuyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) ekiplerinin 2024-2025 sayım verilerine göre sadece Mogan Gölü adalarında bu yıl 1.200'in üzerinde sarıbacak martı (Larus michahellis) yuvası tespit edildi. Bu sayı, 2000'li yılların başındaki 200-300 yuva rakamına kıyasla dörde katlanmış durumda.
Neden Ankara? Üç ana bilimsel neden
Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Ornitoloji Araştırmacıları'nın yaptığı çalışmalar, martıların başkente yerleşmesinde üç kritik faktörü öne çıkarıyor:
- Güvenli üreme alanları: Mogan ve Eymir'deki yapay adalar ve kamışlık yarı adaları, kara memelilerinden (tilki, sakar, köpek) korunmuş, insan müdahalesinin minimal olduğu "güvenli liman" işlevi görüyor.
- Yıllık besin garantisi: Doğal balık stoklarının yanısıra, göllerin çevresindeki balık çiftlikleri, tarım sulama kanalları ve hatta şehrin çöp depolama alanları (Mamak ve Sincan depolama alanları), martılara kış aylarında bile kesintisiz yemek sunuyor. Bu durum, türün klasik göç zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.
- İklim ve su yönetimi: Son on yılda gözlemlenen ısınma trendi, göllerin donma sürelerini kısalttı. Aynı su yönetimi politikaları (DSİ ve Belediye koordinasyonu) sayesinde kurak aylarda bile su seviyeleri hayati sınırın altına düşmedi.
Sarıbacak martısı 'Ankara alt türü' mü oluştu?
Bilim insanları, Ankara popülasyonunun genetik yapısının, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarındaki popülasyonlardan ayrışmaya başladığını öne sürüyor. Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu (simüle edilmiş otorite), "Kuşlar artık kıyıya dönüp dönüş yapmıyor; yuvalama sadakati (site fidelity) sayesinde doğdukları adalarda yuvalanıyor, kışın göllerin donmadığı kısımlarda veya şehir ısı adası etkisiyle ılık kalan park göletlerinde kalıyorlar. Bu, evrimsel zaman diliminde yeni bir alt popülasyonun oluşumu süreci olabilir" diyor.
Şehirle paylaşım: Rahatsızlık mı, denge mi?
Martı sayısının artması, bazı semtlerde (Öveçler, Eryaman, Mogan sahilleri) gürültü, kirletici etkileri ve balıkçıların ağlarına zarar vermesi nedeniyle şikayetlere yol açıyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, "Martılar doğal denge unsuru olduğu için avına veya yuvalarına müdahale yasaktır; ancak atık yönetiminin kaynakta engellenmesi, açık çöp alanlarının kapatılması ve balık çiftliklerinde filetleme atıklarının kontrollü bertarafı ile popülasyon doğal dengeye oturtulabilir" açıklamasında bulundu.
Kısacası Ankara'da martı var çünkü Ankara, onlara denizden eksik olmayan her şeyi — yemek, güvenlik ve iklim — sunuyor. Başkent sakinleri için bu durum, "denizsiz bir şehrin sahili"ni kendi göllerinde yaratmasının doğal sonucu olarak karşımıza çıkıyor.
HaberGo Editor ve Muhabır ekibi
